Küçük Parçalara Ayırmak

Çalışma tekniklerine karşı özel bir ilgim bulunmaktadır. Araştırma görevliliğine bağladığımızdan bu yana birçok kitap ve makale ile insanların nasıl çalıştığı ve çalışma verimliliğini nasıl artırdıklarına dair çeşitli yazıları inceledim. Ancak kendimin en fazla uyguladığı teknik, doğrudan ilgili olmayan bir alandan geldi.

Yıllar önce Adama Smith’in Ulusların Zenginliği kitabını okurken basit bir örneğe denk gelmiştim. Kitapta insanların belirli alanlarda uzmanlaşarak verimliliği artıracaklarına dair iğne yapımı örnek verilmişti. Kısaca bir insan tek bir iğneyi tek başına yapmak yerine birisi teli keser, birisi ucunu yapar vb. şeklinde bir iş bölümü yaparlarsa, çok daha fazla iğne üreticilerini ifade ediyordu. Aslında bu örneğe göre iş birliğinin verimliliği artıracağı sonucu çıkmaktadır. Ancak ben bu örnekten çok farklı bir şekilde faydalandım. Faydalandığım yaklaşımın temel noktası; bir işi bütün halinde düşünmek veya çalışmak yerine, parçalara ayırarak küçük kısımlar halinde ilerlemek.

Yapılacak işin parçalara ayrılması aslında herkes tarafından uygulanan bir yaklaşım. Ama benim vurgulamak istediğim nokta düşünce tarzının da parçalara ayrılma şeklinde değiştirilmesi. Bu konuyu bir örnekle açıklayalım. Örneğin amacımız tezimizi bitirmek olsun. Eğer bu düzeyde bir amaç ile yola çıkarsak muhtemelen stres düzeyimiz kısa sürede yükselecektir. İlk yapmamız gereken konu tezi parçalara ayırmak; birinci bölüm, ikinci bölüm, üçüncü bölüm. O zaman amacımız tezi bitirmek yerine birinci bölümü bitirmek, ikinci bölümü bitirmek, üçüncü bölümü bitirmek şeklinde değişti. Bu yaklaşımın güzel tarafı en küçük parçalara ayırmaya devam etmek. Devam ediyorum; birinci bölümü bitirmek çok geniş bir amaç. O zaman birinci bölümü bitirmek için yapmamız gerekenler nedir onları tespit ediyorum. Mesela literatür taramak, veri toplamak ve yazmak olsun. Amacım tez yazmaktan literatür taramaya, veri toplamaya ve yazmaya şeklinde daha küçük parçalara ayrıldı. Burada da parçalama işine devam ediyorum. Literatür taramayı, veri toplamayı ve yazmayı gerçekleştirebilmek için yapmam gerekenleri sıralıyorum. Bu sefer amacım çok daha küçük parçalara ayrılmış oluyor. Bu yaklaşımı istediğim derinlikte ilerleterek yapılacak işleri mümkün olduğu kadar küçültüyorum. Böylelikle hem küçük parçaları yapmak daha kolay bir hale geliyor, hem büyük parçanın yarattığı stres azalıyor, hem de küçük parçaların tamamlanması haliyle elde edilen tatmin duygusu çalışmayı kolaylaştırıp, diğer bölümlere daha istekli yaklaşılmasını sağlıyor.

Yeniden daha somut bir örnek vermek istiyorum. Örneğin İngilizce yazdığım bir makalenin Türkçe’ye çevrilip tez içerisine yerleştirilmesi gibi bir işim var. Çeviri işi en azından benim için sıkıcı bir iş olduğundan gereksiz bir stres yaratıyor ve bir türlü işe başlayamıyorum. O zaman hemen küçük parçalara ayırma yaklaşımına başvuruyorum. Önce bölümleri farklı dosyalar halinde ayırıyorum. Ardından o dosya içerisinde paragrafları ayrı parçalara ayırıyorum. Ardından da cümleleri ayrı birer satır başı yapıyorum ve cümle cümle ilerliyorum. Parçalamadan yapmaya kalktığımda karşımda tek bir metin dosyası ve bütün bölümler oluyorken, parçalara ayırdığımda tek yapmam gereken bir cümleyi çevirmek ve işe devam etmek oluyor.

Burada anlattıklarım insanların zaten hali hazırda çalışma yaklaşımlarından bir fark içermiyor gibi görünebilir. Fakat ciddi fark bakış açısının küçük parçalara yönelmesi ile ve yapılacak işlerin netleştirilmesi ile ortaya çıkıyor.

İyi çalışmalar

Not; Küçük parçalara ayırmak neden insan üzerinde verimlilik açısından olumlu etki yaratır veya neden stresi azaltır sorusunun cevabını bilmiyorum. İşin nedenini araştırmak başka bir yazının konusu olabilir.

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Doktora Tezi Sonu ve Kapanış

Yavaş yavaş doktora tezimizin sonuna geliyoruz. İnsan geriye baktığında sürenin ne kadar çabuk ve eğlenceli geçtiğini görüyor. Stresli bir dönem olmasını beklediğimiz doktora döneminin eğlenceli geçmesinin çeşitli nedenleri olduğunu düşünüyorum. Bu yazıda mutlu bir şekilde geçen bu stresli dönemin nedenleri üzerinde durmak istiyorum ve ayrıca kapanış aşamasında ne yapılması gerektiğinden bahsedeceğim.

Dönemin güzel geçmesinin benim açımdan nedenleri;

  • Bir önceki yazıda bahsettiğimiz danışmanın önemi
  • Araştırma konusundan zevk almak ve bir çalışma şeklinde değil de eğlenceli bir oyun olarak görmek
  • Hem bilimsel, hem filimsel açıdan olumsuzluklar olduğunda bu durumu doğal karşılamak ve mutsuz olunan durumların gerekli olduğunu kabul etmek
  • Araştırmanın parçalı bir şekilde bölümlendirilmesi. Bir bölüm bittiğinde sevinmek ve heyecanla diğer bölüme başlamak
  • Parasal anlamda destek bulunamadığında eldeki imkanlar ile çalışmaya kişinin kendisinin destek olması
  • Ulusal ve uluslararası diğer araştırmacıların tecrübelerini incelemek ve onlardan çeşitli konularda örnek almak
  • Aile, arkadaş ve iş ortamı desteği
  • En basit soruyu bile sormaktan çekinmemek ve çeşitli araştırmacılardan ilgili konularda destek almak
  • Araştırmanın yazıya dökülmeden sözlü bir şekilde sürekli tartışılması
  • Araştırmaların yazılı bir şekilde diğer araştırmacılara verilmesi ve eleştirilerin alınarak, çalışmaların geliştirilmesi
  • Bir veya birkaç bölümü bilimsel açıdan önemli bir yerlerde yayımlamak veya yayımlamaya çalışmak

Muhtemelen belirttiğim nedenler dışında da birçok konu işin güzel geçmesinin nedeni olmuştur. Ciddi düzeyde çalışmak gibi zaten olması gereken konulardan bahsetmek istemiyorum. Zaten işten zevk alındığı zaman çalışmak bir neden değil, bir sonuç oluyor.

Peki ya doktora sonuna geldiğinde ne yapmamız gerekiyor;

  • Öncelikle aklımızda birçok araştırma konusu var. Ancak artık doktora tezinin bittiğini kabul etmek gerekiyor ve mevcut olası araştırma konularının ileri ki dönemlere bırakılmasında fayda var
  • Evernote gibi programlara bir not defteri açarak kapanış ile ilgili yapılması gerekenler en küçük ayrıntısı ile not alınabilir ve sırasıyla bu küçük notlar tamamlanabilir
  • Doktora sonrası iş konusunun ne olacağı netleştirilmeli ve tez bitişi ona göre planlanmalı
  • Her ne kadar tez tamamıyla bitse bile, yazım kuralları, ufak tefek düzeltmeler gibi konulara en az 1 ay ayrılmalı
  • Son olarak kapanış yapılmadan çalışma kapsamında yapılan analizlerin, toplanılan verilerin ve elde edilen bulguların doğruluğunu kontrol etmek için bütün hesaplamalar yeniden yapılabilir

Bu yazıyı şu genel görüşümle bitirmek istiyorum. Doktora dönemi stresli, zor, sıkıcı olabilir. Ancak bu belirtilen dönemler doktora tezinin tamamı için geçerli olmamalıdır. Evet, bazı zamanlar insan sıkılıyor, aşırı stres altına girebiliyor. Fakat dönemin tamamı bu şekilde olmamalıdır. Eğer genel olarak dönemden zevk alınmıyorsa ve eğlenceli bir şekilde görülmüyorsa, bu durumda bir şeylerin yanlış olduğunu ifade etmektedir. Önemli olan sorunların tespit edilerek işin güzel yanlarını ortaya çıkarmak ve eldeki imkanlar ile en iyisinin yapılmaya çalışarak bilime ufakta olsa katkı sağlamak.

İyi çalışmalar

Alper

 

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Danışman Önemi

Bilimsel amaçlı çalışmaya başladığımdan bu yana bir çok danışmanım oldu. Aslında bütün danışmanlarımla iyi ilişkilerim olsa da, danışmanlarımın ve benim üniversite değiştirmem nedeniyle farklı danışmanlarla çalışmak durumunda kaldım. Birlikte uzun bir dönem çalışma imkanı bulduğum danışmanlarım sırasıyla Yaşar Aktaş, Necat Ören ve son olarak Emine Olhan. Hepsinden çok önemli bilgiler öğrendim. Aslında bilimsel bilgilerin yanı sıra bilime ve bilimsel çalışmaya yaklaşımları benim üzerimde önemli etkiler sağladı. Üst kısımda ismi geçen hocaların yanı sıra Jean-Paul Chavas ile geçirdiğimiz 1 yıllık sürenin de danışman öğrenci ilişkisi açısından önemli etkileri olduğunu söyleyebilirim. Bu girişten sonra en uzun çalışma imkanı bulduğum son danışmanım Emine Olhan ile geçirdiğimiz sürede öğrendiklerimi ve başlıca gözlemlerimi bir kaç noktada özetlemek istiyorum;

  • Danışmanın bir öğrenciye sağlayabileceği en önemli imkanın, onu özgür bırakması ve gerekli noktalarda küçük dokunuşlar ile yön vermesi olduğunu düşünüyorum. Çünkü bence danışmanın başlıca görevi, geleceğin bilim insanı için uygun çalışma ortamını hazırlamasıdır. Geriye kalan ise genç öğrencinin bu imkanı kullanıp araştırmanın keyfini çıkarması kalıyor.
  • Hem öğrenciler, hem de danışmanlar arasında yaygın olan, çok şükür ki benim ve danışmanımın katılmadığı, bir algı var. Öncelikle öğrenciler arasında olan yaygın ve bana göre yanlış algı danışmanın öğrencilere konu vereceği, yöntem öğreteceği gibi doğrudan araştırma özelini ilgilendiren konular. Bu bağlamda öğrencilerin danışmanlarından konu seçmesini veya gerekli yöntemi öğretmesini düşünmek doğru bir yaklaşım değil. Öğrencinin konu seçmesinde tabi ki danışman yardımcı olabilir. Ama bir öğrenci için konu seçmek ve bu konunun nasıl değerlendirileceğini, nasıl kuramsal yaklaşılacağını öğrenmek danışmanın değil öğrencinin görevi. Danışmanlar arasından yaygın olan ve yine bana göre yanlış olan algılardan birisi kendi güvenli bölgelerinin (genellikle geçmişte yaptıkları bir çalışma veya uzmanlık alanları özelindeki konular) dışına çıkmak isteyen öğrencilere pek sıcak bakmamalarıdır. Evet danışmanın uzmanlık alanına yakın alanlarda çalışıyoruz, ama danışman ısrarı ve zorlamasıyla seçilen konularda yapılan çalışmanın öğrencilere ve sonuçta danışmanlara bir katkısı olacağını düşünmüyorum. Kısaca netleştirirsek; öğrencinin görevi kendi benimsediği alanda başlıca kendi çabasıyla bir şeyler yapmak iken, danışmanın görevi de yeni yaklaşımlara ve konulara açık olmak olduğunu düşünüyorum.
  • Danışmanın sağlayacağı katkılardan bir diğeri de özellikle ilgili araştırma için gerekli olan kaynakların temini olabilir. Bu durum proje kapsamında sağlanan parasal kaynakların yanı sıra, özellikle danışmanın uzun yıllar tecrübesi ile oluşturduğu çevreden yararlanarak elde edilen veri, kitap, dergi vb. kaynaklar da olabilir. Zaman içerisinde gözlemlediğim; eğer danışmanın ulusal ve uluslararası bilim ve kamu kurumlarıyla ilişkiyi iyi ise, bu öğrenciye eğer ister ve kullanırsa büyük katkı sağlayabilir. Burada danışmanın imkanlarını kullanmak yine öğrencinin talebi doğrultusunda gerçekleşebilir.
  • Danışman ile öğrenciler arasındaki ilişkiler her zaman sadece bilimsel amaçlı olmuyor. Bilime bakışınızın yanı sıra bilim dışı sosyal konulara bakışında ilişkilerde etkili ve önemli olduğunu söyleyebilirim. Bilim dışı ilişkilerde sokak hayvanlarının korunmasından tutunda, sevgilinizle yaşadığınız problemlere, dürüstlüğün öneminden, siyasi görüşlere kadar bir çok konu danışman ile ilişkileri etkileyebilir. Bazı durumlarda sosyal olaylara bakış açısının mevcut danışman öğrenci iletişimine karıştırılmaması yönünde tavsiyeler veriliyor. Evet danışmanımız ile profesyonel bir iş ilişkimiz olsa da, sonuçta sosyal bir varlık olarak insani duygularımızda ister istemez bu ilişkilerimizin içerisine giriyor ve mevcut iletişimi etkileyebiliyor.
  • Aslında danışman öğrenci ilişkisi ve iletişimi oldukça uzun tartışmaları içerisinde barındıran bir konu. Bunun başında; danışman seçimi, iletişim düzeyinin kurulması ve sürekliliği gibi konular gelse de, ben burada biraz daha işin içerisinde gözlemlediğim ve sürekli bir şekilde önemini hissettiğim konulardan bahsetme gereği duydum.

Özetle; danışman ile öğrenci arasındaki ilişki hem öğrencinin hem de danışmanın başarısını önemli düzeyde etkilemektedir. Özgür bir çalışma ortamını sağlayan ustanın yanında, çalışkan bir çırağın, mutlu ve verimli bir üretim gerçekleştireceğini düşünüyorum.

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | 1 Yorum

Araştırma Ekibi Kuruyoruz

Doktoramızın sonlarına doğru geldiğimiz için aklımızdaki diğer projeleri yavaş yavaş ortaya çıkarma vakti geldi. Belirli bir süredir danışman hocam Prof. Olhan ile bir araştırma ekibi oluşturmayı tartışıyoruz. Burada işin ayrıntılarına kısaca değinmek istiyorum.

Bizim çalıştığımız alanda genelde birkaç kişilik araştırma grupları var. Biz bu mevcut birkaç kişilik grubumuzu büyütmek ve bilime katkı sağlayacak bir ekip kurmak istiyoruz. Yaklaşımımızın başlıca özellikleri şöyle;

– Genç öğrenci arkadaşlarımızla birlikte öncelikle bilimin güzelliğini tartışacağız,
– Ardından bilim yapmak için gerekli olan bilim felsefesi, yabancı dil bilgisi, bilgisayar programları, araştırma yapım süreçleri, uluslararası bilim camiasını takip vb. konularda eğitimler düzenleyeceğiz,
– Eğitim programları sonrası başarılı ve ilgili arkadaşlarımızla bir ekip oluşturacak ve bu ekip ile birlikte çeşitli araştırma projeleri oluşturacağız. Bu araştırma projeleri sadece bizim aklımızda olan araştırma konuları olmayacak. Aynı zamanda yeni ekibimizin araştırmak istediği konuları da içerecek. Daha işin başında olsak da şimdiden 4-5 proje önerisinin altyapısının hazır olduğunu belirtmek isterim.
– Kısaca genç dostlarımızla birlikte bilimsel araştırma yapmak için uzun dönem bir plan çerçevesinde bir araştırma ekibi kuruyoruz.

Bu konu bizi çok heyecanlandırmaktadır. Hem kendi belirlediğimiz hem de genç arkadaşlarımızın ilgi duyduğu birçok araştırma konusu bulunmaktadır. Bu ekip ile birlikte çok güzel bilimsel işler yapacağımızı düşünüyorum. Şimdilik daha çok yeni. Ayrıntılarını ilerde paylaşacağım.

Bu arada yaz için ilk planımız yabancı dilin geliştirilmesi;
– 12 Haziran 2016 saat 11.00’de bölümde buluşuyoruz. Çeşitli bilgisayar programları çerçevesinde yabancı dilin geliştirilmesine yönelik temel bir program belirleyeceğiz.

Not; İlk etkinliğimiz herkese açık. Bekleriz : )

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | 2 Yorum

Türkiye’de Tarım Ekonomisi Alanında Örnekleme

Türkiye’de tarım ekonomisi alanında ankete dayalı yapılan çalışmalarda anket yapılacak üretici sayısını belirlemek için özellikle tesadüfi örnekleme kuramına dayanan yaklaşım dikkate alınmaktadır. Çiftçi Kayıt Sistemi’nden alınan kayıtlara bağlı üretici sayıları belirlenmekte ve örneklemeye göre çekilen üreticiler şehir, ilçe, köy bazında ayrılmakta ve özellikle maliyet anketlerinde işletme büyüklüklerine göre dağıtılmaktadır.

Lafı uzatmadan doğrudan söyleyim; örnekleme yaklaşımımız sahada çalışmamaktadır. Bunun başlıca nedenleri belirli düzeyde üretici tapu sorunları nedeniyle ÇKS’ye kayıtlı değildir. Kayıtlı olanlarda ise sadece mülk arazileri bulunmaktadır. Bu durum kiracılık ile yapılan tarımı yok saymaktadır. Durum böyle olunca da kağıt üzerinde yapılan örnekleme yaklaşımı sahada değiştirilmek zorunda kalınmaktadır.

Özetle örnekleme konusunu Türkiye tarım ekonomisi camiası olarak yeniden düşünmemiz ve eski yaklaşımı değiştirmemiz gerekmektedir…

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Çiftçilerle Anket Gözlemlerim

Doktora tezimin bir bölümü kapsamında Adana’nın Ceyhan ve Yüreğir ilçelerinde mısır üreticileri ile anket yaptık. Bu bölümde çeşitli gözlemlerimi ve ilerde anket yapacak arkadaşların faydalanabilecekleri tavsiyeleri yazmak istiyorum;

  • Tarımsal üreticilerimiz oldukça ayrıntılı ve özel bilgilerini paylaşma konusunda çok yardımseverler. Tabi ki, cevap vermek istemeyen veya yaptığımız anketin gereksiz olduğunu, herhangi bir faydasının olmayacağını düşünen üreticilerde karşımıza çıkıyor. Kısa bir önem anlatım işinden sonra, eğer üretici niyetinde herhangi bir değişiklik olmuyor ise, zaman kaybetmeden başka üreticiler ile iletişime geçilebilir.
  • Üreticilerin bize yardımcı olmalarını etkileyen birkaç önemli nokta var. Birincisi eğer elimizde kâğıtlar ile denetleme memurları gibi yaklaşırsak ister istemez üreticilerin yardımcı olmak isteklerini azaltırız. Asıl nokta biz bir konuda üreticilerin yardımına ihtiyaç duyuyoruz ve bunu samimi bir dille kendilerine doğrudan söyleyebiliriz. Böylelikle yaklaşım şekli ve cümle tasarımı üreticilerin yardımcı olmasını etkileyen önemli öğeler. Kısaca biz üreticilerin bilime katkı sağlamasında aracı görevi görüyoruz.
  • Anket yapılacak zaman dönemi önemli. Anketin içeriğine göre gidilecek zamanı iyi belirlemek gerekiyor. Bir diğer durumda işlerin yoğunluğu ve seyrekliği ile ilgili. Yoğun bir dönemde üreticiler yardımcı olamayabilirler, işlerin seyrek olduğu bir dönemde de köyde üretici bulmak zor olabilir.
  • Üreticilerin köyde bulunamama sorunu özellikle bizim Yüreğir ilçemiz için önemli bir sorundu. Yüreğir ilçesi il merkezine oldukça yakın. Bu durum köylerin boş olmasına ve sadece belirli bir zaman aralığında üreticinin köyde bulunmasına neden oluyor. O yüzden muhtarların aranması veya il merkezlerindeki köy kahvelerinin ziyaret edilmesi üretici bulma konusunda yardımcı olabilir. Ayrıca il ve ilçe müdürlükleri, kredi kooperatifleri gibi kurumlardan bölgede çalışan mühendislerin yardımına başvurulabilir.
  • Her ne kadar biz kendi araştırmamız için gitsek de, üreticilerin bizim araştırmamızın dışında önemli sorunları olabilir. Bu durum anket sorularının sorumu sırasında konunun dağılmasına neden oluyor. Üreticilerin sorunlarını elbette dinlemeliyiz, ancak konunun dağılmaması için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Çünkü zaman ve bütçe kısıtı açısından anket çalışma basit bir uygulama değil.
  • Bazen aynı bölgede küçük coğrafi değişimler önemli farklılıklar yaratabilir. Bir ilçede yolun bu tarafı sadece 1 ürün yetiştirirken, yolun karşı tarafı en az 3 ürün yetiştirebilir. Anket sonuçlarımızın bölgedeki dağılımı yansıtmasını istiyorsak, mümkün olduğu kadar farklı sayıda köyde anket gerçekleştirilmeli.
  • Üreticilerin fikirleri sadece coğrafi yaklaşıma bağlı olarak değil, arazi büyüklükleri gibi varlıklara bağlı olarak da değişebilmektedir. Yine aynı şekilde çeşitli varlık göstergelerine göre de anket çeşitlendirilebilir.
  • Niye neden gibi sorgulayıcı soruları sorarken dikkat edilmeli. Neden mısır yetiştiriyorsun yerine, mısır yetiştirmenizin belirli bir nedeni var mıdır demek ciddi farklılıklar yaratabilir.
  • Çay içmeye hazırlıklı olun.
  • Araştırmacılar 7-8 gün çalıştıktan sonra ister istemez yoruluyor. Bu yüzden sayıca fazla anket yapılması gerekiyorsa belirli zamanlarda dinlenmekte fayda var. 1 hafta anket 1 hafta dinlenme 1 hafta yeniden anket gibi araştırma özelinde çeşitli yaklaşımlar belirlenebilir.
  • Araştırma ekibi çok önemli. Çünkü anket yapılan sürenin dışında önemli bir zaman araştırma ekibi ile birlikte geçiriyor. Hem bilimsel, hem de filimsel anlamda yetenekli insanlar ile araştırma yapmak çok eğlenceli. Ben bu konuda şanslıydım. İki değerli insana teşekkür ederek bitirmek istiyorum; Burak Öztornacı ve Burhan Özalp.
Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Türkiye’de Tarımsal Desteklerin Analizi

Doktora tezimizin bir bölümünde Türkiye’de uygulanan tarımsal desteklerin analizini amaçlamıştık. Uzun bir zaman sonra araştırmamızın Food Policy dergisine kabul edildiğini öğrendik. Bu yazımızda ne yaptığımızı kısaca basit bir dille anlatmak istiyorum.

Öncelikle tarımsal desteklerin analizi politika değerlendirmesi içerisinde olduğu için çok geniş kapsamlı bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Biz de eskiden özellikle üretimden bağımsız desteklerin üretim üzerine etkisine odaklanıyorduk. Bu konuda genel bir literatür taraması yapmıştık. Her ne kadar ülkemizde verilen destekler doğrudan üretime bağlı olsa da, bu literatür değerlendirmesiyle bilimsel camia hakkında genel bir fikrimiz olmuştu.

Şimdi ki çalışmamızda ise önemli nokta ülkemizde uygulanan ve üretimden bağımsız olmayan tarımsal desteklerin analiz edileceği veri setinin temin edilmesiydi. Bizim Çiftçi Kayıt Sistemi’nde üreticilerin aldıkları destekler ve ekim alanları düzenli bir şekilde kayıt altına alınıyor. Biz de Yüreğir ve Ceyhan’da ÇKS’ye kayıtlı mısır ve pamuk üreticilerinin 2008-2012 yıllarındaki verileri kullanarak bir etki değerlendirmesi gerçekleştirdik.

Üretici bazında ve yıllara yönelik bir veri seti olması nedeniyle panel veri analizi yöntemini kullandık. Her üretici her yıl aynı ürünü yetiştirmediği için dengesiz panel veri denilen bir veri setimiz oluyor. Bu dengesiz veriyi dikkate alan Biorn’un geliştirdiği bir yöntemi kullandık. Bir de üreticilerin tamamı mısır ve pamuğu yetiştirmediği için ekim alanı değerlerinde önemli düzeyde sıfırlar oluyor. Bu durumu da literatürde sıklıkla kullanılan Shonkwiler ve Yen metodunu dikkate alarak çözümledik.

Araştırmamızın bizim için önemli bir kaç noktası var. Öncelikle birden fazla ürüne odaklanıyoruz. Birincisi mısır, ikincisi pamuk. Burada pamuk gıda ürünü olmadığı için gıda ve gıda dışı ürünleri birlikte dikkate alarak literatüre özellikle gıda güvenliği açısından bir değerlendirme ile katkı sağlıyoruz. İkinci nokta ise fark ödemesi desteği ile mazot, gübre ve toprak analizi desteğinin birlikte değerlendirilmesidir. Birinci desteği ürün desteği, ikinci desteği girdi desteği olarak tanımladık. Elimizdeki verilerde girdi destekleri ürün bazında hesaplanmadığı için bu değişkeni kendimiz hesaplamak zorunda kaldık. Çeşitli kontrol ile veri setimizin sağlamlığını test ettikten sonra politika etkisini ölçebildik. Başlıca beklentimiz girdi desteği olan mazot, gübre ve toprak analizi desteğinin etkisinin fark ödemesi desteğinin etkisinden küçük çıkmasıydı. Çünkü hem literatür genelde üretime doğrudan bağlı olmayan desteklerin daha düşük etki yaratacağını varsayıyor. Hem de girdi destekleri ürün desteklerinden parasal olarak oldukça düşük. Ancak sonuçlarımız bize durumun hiç de öyle olamayabileceğini gösterdi. Birçok farklı şekilde hesaplamalarımızı gerçekleştirsek de, her yaptığımızda parasal olarak düşük miktarda olan girdi desteklerinin etkisinin parasal olarak fazla olan ürün desteklerinden daha fazla etki yarattığını bulduk. Bu durumun ortaya çıkmasının desteğin verilme zamanı ile ilişkili olabileceğini düşünüyoruz.

Çalışmamız aslında oldukça basit bir yaklaşıma sahip ve kesinlikle başlangıç düzeyinde. Çok daha kapsamlı veri setleri ve farklı araştırma yaklaşımlarıyla konunun ayrıntılarının irdelenmeye ihtiyacı var. Bu ayrıntılı irdelemeyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

Çalışma ayrıntısı için lütfen bkz; Food vs. Fiber: An Analysis of Agricultural Support Policy in Turkey

Tarımsal Destek, Ulusal Tarım Politikası kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Yeni Başlayanlar İçin Endnote

1. Programın Genel Tanımı ve Yüklenmesi
Endnote bilimsel araştırmalarda kaynakça düzenlemek amacıyla kullandığımız programlardan birisidir. Program aracılığı ile atıf yapılacak çalışmaların bibliyografik kayıtları tutulmakta ve çok kolay bir şekilde Word içerisine entegre edilip kullanılmaktadır. İstediğimiz şekilde kaynaklar Word içerisinde verilmekte ve kaynakça bölümü otomatik olarak oluşturulmaktadır. Her ne kadar ana amaç kaynakça oluşturmak gibi görünse de, Endnote aslında bir araştırma kütüphanesi olarak da işlev görmektedir. Alt gruplar halinde oluşturulan bölümlere eklenen kaynaklar zaman içerisinde gelişmekte ve düzenli bir literatür kütüphanesi oluşmaktadır. Programın içeriğinde birçok özellik bulunsa da, benim kullandığım temel birkaç özellik bulunmaktadır. Ve bu özellikler etkin bir şekilde kütüphane oluşturmama ve araştırmalarda kaynakça oluşturmama yeterli olmaktadır. Her ne kadar Endnote ile ilgili program sağlayıcılar tarafından seminerler verilse de, bu seminerlerde temel sorun doğrudan araştırma süreci içerisinde olmayan kişilerin anlatmış olduğu konuların çoğunun özellikle bizim alanımızda uygulama alanı bulmamasıdır. Bu yüzden ben kişisel olarak kendi kullandığım konuları oldukça basit bir şekilde paylaşmayı uygun buldum. Burada anlatılanların çoğu önceden Endnote kullananlar tarafından bilinmektedir. Her ne kadar yeni başlayacaklar için bu konu anlatılsa da, eski kullanıcılarında yeni şeyler öğrenebileceği birkaç bölüm bulunmaktadır. Program ücretlidir. Ancak çeşitli üniversiteler kütüphaneler aracılığı ile program lisansını satın almışlardır. Program yükleme dosyası üniversitelerin kütüphane sayfasından indirilebilir ve herhangi bir program yüklenmesi gibi bilgisayara kolaylıkla yüklenebilir.

2. Veritabanı Oluşturarak Programa Başlamak
Program yüklendikten sonra yani ilk açıldığında bize yeni veritabanı oluşturmamız veya mevcut bir veritabanını açmamız konusunda çeşitli seçenekler sunmaktadır. İlk başlayanlar için yapılması gereken öncelikle bir veritabanı oluşturmaktır. Benim kişisel yaklaşımımım bilgisayarların ana sürücüsü olan C yerine, format sonrasında genelde silmediğimiz D gibi ayrı bir sürücüye Endnote veritabanını kurmaktır. Burada öncelikle veritabani veya başka bir Türkçe karakter içermeyen bir klasör oluşturulur ve ardından Endnote veritabanı bu klasör içerisine kaydedilerek oluşturulur. Dosyalar ile ilgili yapmamız gereken tüm düzenleme bu kadar. Bu noktadan sonra burada tek bir Endnote programı ile ilgili bir dosya ve klasör oluşacaktır. Neredeyse hiçbir zaman dosyaları elle düzeltme yapmayacağız. Bu noktadan sonra bütün düzenlemeleri Endnote aracılığı ile yapıyoruz.

3. Genel Bölümler
Program genel olarak üç ana bölümden oluşmaktadır. Sol bölüm bizim araştırmalarımızı gruplandıracağımız bir kısım. Ortadaki kısım kaynakların listeli bir halini görebileceğimiz bir bölüm. Bu kısımda ayrıca aşağıda anlatıldığı gibi çeşitli aramalar yapabileceğiz. Sağ kısım ise bizim dosyaların PDF hallerini ekleyeceğimiz ve bibliyografik kayıtlarda çeşitli düzenlemeler yapabileceğimiz bir bölümdür. Bu üç kısmın dışında üstte de her programda bulunan klasik menüler vb. bölümler bulunmaktadır

4. Myendnote ve Senkronizasyon
Benim son birkaç yıldır kullandığım özelliklerden birisi de Endnote’un senkronizasyon özelliği. En basit anlatımıyla mevcut veritabanımızı Endnote’un web kütüphanesine bağlıyoruz. Böylelikle bilgisayarımıza eklediğimiz tüm kaynaklar internetteki kütüphanemize doğrudan gidiyor. Öncelikle yapmamız gereken “www.myendnoteweb.com” adresinden bir üyelik açmak. Ardından program içerisinde orta üst kısımda yer alan mavi tuş “Sync Library” bağlantısıyla üyelik bilgilerimizi giriyoruz. Böylelikle web ile PC’yi birbirine bağlamış oluyoruz. Bundan sonra senkronizasyon yani eklenen kaynakların internet üyeliğimize gönderimi otomatik olarak gerçekleştiriliyor. Bu uygulamanın en önemli avantajı artık dosya yedekleme, yeni bir bilgisayara veritabanı taşıma gibi konularla uğraşmıyoruz. Örneğin yeni bir bilgisayara veya format sonrası bilgisayara Endnote kurduğumuzda tek yapmamız gereken boş bir veritabanı açmak ve üyelik bilgilerimizi girerek programın senkronizasyon yapmasını beklemek. Burada dikkat edilmesi gereken konu senkronizasyonun yeni bilgisayarlarda boş bir veritabanı üzerinden gerçekleştirmektir. Örneğin bilgisayarın birinde Endnote varsa ve biz bu kütüphanemizden memnunsak, bu durumda eğer ikinci eklemek istediğimiz bilgisayarda Endnote kütüphanesi varsa bunu siliyoruz ve/veya yeni bir boş kütüphane açıyoruz ve buraya senkronize ediyoruz.

5. Sol Sınıflandırmalar ve Alt Bölümler
Sol bölümde gruplar açarak kaynaklarımızı sınıflandırabiliyoruz. Dosyalar açıp ilgili makaleyi o dosyaya atmak gibi bir yaklaşım. “Create Group set” olarak adlandırılan bağlantıyla ana bölüm oluşturabiliyoruz. Ardından “Create Group” bölümünden alt dosyalar açabiliyoruz. Her ne kadar “Smart Group” dedikleri bir özellik bulunsa da yani belirleyeceğimiz çeşitli ölçütlere göre kaynakların otomatik sınıflandırılması seçeneği bulunsa da, ben bu özelliği hiç kullanmıyorum. Şimdi buradaki gruplandırma, yani sınıflandırma araştırmanın kendi yaklaşımına bağlı. Benim yaklaşımım kısaca şöyle; her bir araştırma için bir “Group Set” oluşturuyorum. Ardından çalıştığım araştırmanın konu içeriğine göre alt gruplar oluşturuyorum. Böylelikle her bir çalışma grup setleri olarak ayrılıyorlar. Bir de ekonometri, istatistik, vb. gibi genel bölümlerin olduğu bir kısım var. Kısaca grup setleri genel ve araştırma özeli şeklinde iki şekilde oluyor.

6. Programa Kaynak Ekleme
Kaynakların bibliyografik bilgilerini Endnote’a eklemenin başlıca 2 yolu bulunmaktadır. Eğer uluslararası bir yayın ise çok yüksek ihtimalle internette hazır kayıtları bulunmaktadır. Ama genelde Türkçe çalışmaların veya tezlerin hazır bibliyografik kayıtları bulunmamaktadır. Bu durumda yapılması gereken program içerisinde üstte yer alan “Reference” bölümünden “New Reference” diyerek yeni bir kayıt bilgisi ekleyebiliriz. Açılan yeni bölümde her ne kadar birçok bölüm yer alsa da, genelde referans şeklinin (makale, kitap vd.), yıl, yazar, başlık, yayım yeri gibi bilgilerin eklenmesi yeterli olmaktadır. Endnote’un işimizi en kolaylaştıran özelliği üstte kısaca değinilen bir şekilde hazır bibliyografik kayıtların kolayca program içerisine eklenmesidir. Uluslararası endekslerde taranan dergilerin çoğunluğunun makale sayfasında “Download Citation” veya “Export Citation” benzeri bağlantılar bulunmaktadır. Bu bağlantılar aracılığı ile Endnote ilişkili uzantılar indirilebilmekte ve ardından Endnote ile açılıp kütüphane içerisine otomatik kaydedilmektedir. Bu işlem kaynakların oluşturulmasında kolaylığı sağlayan en önemli araçtır. Son olarak kaynak bilgilerini eklemenin bir diğer yolu da “Google Akademik” sayfasını kullanmaktadır. Aranan makalenin hemen altında alıntı yap bölümü bulunmaktadır. Açılan sayfada Endnote bağlantısına tıklanarak yine benzer işlemler ile kaynağın bilgileri kolaylıkla kütüphanemize eklenebilir. Google Akademik’den gelen otomatik kaynak bilgileri bazen yanlış veya eksik olabilmektedir. Bütün bu işlemlerde bilgilerin Endnote’a ekleme sonrası yüzeysel bir kontrolünde fayda vardır.

7. Kaynaklara PDF ekleme
Bizim buraya kadar yaptığımız bütün işlemlerde aslında makalelerin asıllarını eklemedik. Tek yaptığımız işlem kütüphane kayıtları olarak ifade edilen bibliyografik kayıtların eklenmesiydi. İlk başta söylenildiği gibi aynı zamanda kütüphane olarak da kullanılan Endnote’da makalelerin veya kitapların PDF dosyaları da eklenebilmektedir. Bu işlem oldukça kolaydır. Öncelikle hangi makalenin PDF’si eklenecekse o makale orta listeden seçilir. Ardından sağ tarafta bulunan ataç tuşu yardımıyla makalenin PDF’si Endnote’a eklenir. Burada dikkat edilmesi gereken bir konu, PDF dosyalarının isimlerinin kısa olması ve Türkçe karakter barındırmamasıdır. Her ne kadar çok önemli bir sorun olmasa da, ben kişisel olarak bu şekilde bir yaklaşım uyguluyorum. Ardından program PDF dosyamızı ilk oluşturduğumuz veritabanı klasörüne atmaktadır. Kaydetme ve çıkış işlemleri yapıldığında, PDF dosyasının aslı silinebilir. Çünkü bir örneği bizim veritabanımızda zaten bulunmaktadır.

8. Orta Bölüm Aramaları
Endnote’un en güçlü özelliklerinde birisi orta bölümde bulunan arama kısmıdır. Burada yazara başlığa vb. özelliklere göre istediğimiz kaynağı kolaylıkla arayabiliyoruz. Özellikle ilerde kaynak sayısı 100lerce olduğunda bu arama özelliği bizim işimi oldukça kolaylaştırmaktadır. Arama özelliğinin bir diğer özelliği PDF dosyalarının içeriğini de arayabilmesidir. Bu durum bize istediğimiz konuyu kolayca arayabilmemizi sağlayabilmektedir. Arama özelliği PDF içerisine alınan notları da kapsamaktadır.

9. Word İçerisine Kaynak Ekleme
Word içerisinde Endnote aracılığı ile kaynak eklemek istediğimizde yapmamız gereken atıf yapılacak metni yazdıktan sonra Word’un üst kısmında yer alan Endnote kısmına gelme ve sol başta yer alan “Insert Citation” bağlantısına tıklamak ve istediğimiz kaynağı istediğimiz şekilde eklemek. Kaynakça bölümü Endnote aracılığı ile otomatik oluşturulacaktır. Bu bölümde “Update Citation” kısmı ile kaynak güncellemesi yapabileceğimiz gibi “Style” bölümüyle de atıf şeklini değiştirebiliriz.

10. Output Styles
Çıktı şekilleri olarak çevrilebilecek “Output Styles” bölümü kaynakların gösterilme şeklini ifade etmektedir. Özellikle uluslararası makalelerin hazır gösterim dosyaları bulunmaktadır. Yapmamız gereken “http://endnote.com/downloads/styles” bağlantısı ile kaynak gösterim şeklini istediğimiz derginin yazım formatı dosyasını indiriyoruz ve ilgili dosyayı Endnote aracılığı ile açıyoruz. Ardından bu tasarım şeklini seçerek istediğimiz atıfı yapıyoruz. Eğer bu yaklaşım çalışmaz ise, indirilen dosyayı Endnote program klasörü içerisinde yer alan “Styles” klasörüne atıyoruz ve Endnote içerisinden “Edit – Output Styles – Open Style Manager” bağlantısına tıklamak ve istediğimiz kaynağın sol kısmında yer alan kutucuğu işaretlemek. Özellikle Türkçe yayınlarda veya tezlerde hazır tasarım dosyaları bulunmamaktadır. Bu tasarım dosyaları kullanıcı tarafından oluşturulabilir. Yine benzer şekilde “Edit – Output Styles – New Style” bölümünden kendi tasarımız oluşturulur. Sıfırdan bir tasarım dosyası oluşturmak bazen oldukça zor olmaktadır. Bu yüzden bizim çalışma göndereceğimiz bir yere en yakın tasarım dosyası bulunup bunun üzerinden düzeltme yapmak çok daha kolay bir yaklaşım olmaktadır. Şimdilik bu tasarım dosyasının nasıl oluşturulacağının ayrıntısına girilmemiştir.

11. Diğer Konular
Son olarak birkaç konudan bahsetmek istiyorum. Öncelikle veritabanın yedeklenmesi, senkronizasyon olduğu için otomatik olarak yapılmaktadır. Ama yine de D sürücüsünde oluşturulan ilk klasör (hem endnote dosyası, hem veritabanı klasörü) bazı aralıklar ile yedeklenebilir. Bu veritabanı klasörü içerisinde PDF dosyaları vardır. Ancak biz bütün düzenlemelerimizi Endnote aracılığı ile yapıyoruz. Bu yüzden dosyalar ve klasörler ile doğrudan bir düzeltmeye gitmiyoruz. Bazı kullanıcılar Endnote veritabanı klasörünü Dropbox gibi dosya ağlarında kullanmaktadır. Bu konu çok sağlıklı çalışmadığı için tavsiye edilmemektedir. Aslında zaten web senkronizasyonu olduğu için buna pek gerekte kalmamaktadır. Endnote her açıldığında senkronizasyon yapmaktadır. Ve dosyalar eklenirken de kaydetmek için çok kısa bir süre geçmesi gerekmektedir. İlk açılışta ve PDF dosyaları eklendiğinde herhangi bir başka yere tıklanıp programın dosyayı kendi veritabanına atması için biraz beklenmesinde fayda vardır. Son olarak Word içerisinde atıf yaparken, her ne kadar bütün işlemler Endnote aracılığı ile otomatik yapılsa da, araştırma makalelerinin veya tezlerin kaynakça bölümlerinin son gönderilmeden önce yüzeysel bir kontrol edilmesinde fayda vardır.

İyi çalışmalar

Alper

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | 13 Yorum

Tarım Politikası Uygulama Dersi 2016

Ders Notları;

00.Kapak

0.İcerik

1. Tarımsal Destekleme Politikası Kavramsal Yapı

2. Tarımsal Destek Düzeylerinin Ölçümü

3. Tarımsal Desteklerin Dünyadaki Düzeyi

4. Türkiye’de Tarım Politikaları

5. Tarım Politikaları Analiz Nedenleri

6. Tarım Politikası Analiz Yöntemleri Giriş

7.1.1. Temel Ekonometrik Yöntem; Regresyon Modeli

7.2. Tarımsal Destek Analizinde Diğer Yaklaşımlar

8. Son Ödev Uygulaması; Tarımsal Desteklerin Analizi

Son Ödev Verileri

Tarım Politikası Uygulama Final Sınavı

Ders ile ilgili notlar;

Gün ve Saat; Perşembe – 11.00

Not-1; Uygulama Dersi’ne, Tarım Politikası dersini almayan veya geçmiş yıllarda bu dersten başarılı olan öğrenciler de katılmak istemektedir. Bu durumun bizi çok mutlu ettiğini belirtmek isteriz. Sınıf kapasitemiz aldığı müddetçe katılmak isteyen herkesi bekleriz.

Not-2; Ders notları haftalık şekilde parça parça yayımlanacaktır.

Not-3; Verilen ders notları taslak metinlerdir ve geliştirilmeye devam edilmektedir. Görülen hatalar demirdogen@ankara.edu.tr adresine bildirilirse çok memnun oluruz.

Not-4; Ders notlarının kullanımı etik kurallara uyulduğu müddetçe herkese açıktır.

Not-5; Tarım Politikası ana dersinin notları; 1 2 3 4 5 6 7 8

Not-6; Bazı konuların anlatımı ve dolayısıyla ilgili notlarının paylaşımı dönem süresinin ders saatine gelen öğrenci etkinlikleri ve resmi tatiller nedeniyle yetişmemektedir. İlgili kısımların notlarının paylaşımı ileri bir tarihe ertelenmiştir.

İlk Açıklama Metni
Önümüzdeki bahar yarıyılında danışman hocam Prof. Dr. Emine Olhan‘nın verdiği ZTE 306 – Tarım Politikası Dersi‘nin uygulamasına ben yardımcı olacağım. Tarım politikası sosyal bir alan olduğu için fen bilimlerinin diğer alanlarında olan uygulama yaklaşımlarını (tarla ziyareti, laboratuvar çalışması, toprak analizi vb.) uygulayamıyoruz. Biz de önceki senelerde öğrencilerimizin sunum yeteneklerinin gelişmesi amacıyla onlara çeşitli konularda araştırma ödevleri verip, bunları belirli bir süre içerisinde sunmalarını ve sunumlarını tartışmalarını bekliyorduk. Bu yaklaşımın şöyle bir avantajı vardı. Öğrenciler bir araştırma nedir, nasıl hazırlanır ve nasıl tartışılır gibi temel alanlarda çeşitli fikirlere sahip oluyorlardı. Ancak zaman içerisinde bu yöntemin etkinliğini sorgulamaya başladık.
Her ne kadar çeşitli artıları olsa da, öğrencilere sadece sunum yaptırılan bir uygulamanın şöyle de eksi yanları bulunmaktadır. Birinci durum özellikle ulusal yayınlara bağlı kalma zorunluluğu nedeniyle doğrudan tarım politikasını ilgilendiren konuları bulmak zor oluyor ve bu yüzden politika dışında çeşitli konulara da girmek zorunda kalınıyor. İkincisi dersi veren öğretim üyesi pasif bir role düşüyor. Üçüncü durum sunumu sadece anlatan hazırlıyor. Geriye kalan öğrencilerin amacı diğer sunumlara etkin bir şekilde katılmak yerine, sadece kendi sunumlarını başarılı bir şekilde anlatmak oluyor.
Bu ve benzeri endişelerimiz nedeniyle bu yeni yılda uygulama dersimizin kapsamını biraz değiştirmeyi düşündük. Tarım politikası bilim dalında en çok uygulanan yaklaşım politikanın değerlendirilmesidir. Üniversitemizde biz de öğrencilerimize bir politika nasıl değerlendirilir bunu öğretmek istiyoruz. Ancak değerlendirmenin salt günlük politika tartışmasından ziyade bilimsel bir çerçevesi olması lazım. Bu doğrultuda aklımıza gelen öğrencilere tarımsal politikanın analizini anlatmak oldu. Kısaca konuyu bağlamak gerekirse, en önemli tarımsal politika aracı olan tarımsal desteklerin bilimsel olarak nasıl değerlendirileceğini anlatmak istiyoruz. Bu bağlamda tarımsal destekler nedir, nasıl analiz edilir şeklinde başlayıp, örnek bir destekleme politikasını öğrencilerimize analiz ettireceğiz. Şu an hazırlık aşamaları devam ettiği için çok fazla ayrıntı vermek istemiyorum. Zamanla bu sayfayı güncelleyip, ders içerisinde anlatılacak konuları, yöntemleri ve veri setlerini paylaşacağım. Şimdiden heyecanlı bir dönem geçireceğimizi düşünüyorum ve tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum…
Ders kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Tarımsal Destekler Nasıl Analiz Edilir?; Matematiksel Programlama

Tarımsal desteklerin etkisinin incelenmesinde kullanılan yaklaşımlardan bir diğeri de matematiksel programlamadır. En basit şekliyle doğrusal programlama olarak bilinen ve özellikle yöneylem çalışmalarında sıklıkla kullanılan bir yaklaşım işin temelini oluşturmaktadır. Doğrusal programlama konusu tarım dışında da sıklıkla kullanıldığı için çok kolay kaynak bulunabilmektedir. Emre Alper Yıldırım hoca şurada çok güzel bir ders veriyor bu yöneylem, optimizasyon ve modelleme ile ilgili;  IE-202 Introduction to Modeling and Optimization Türkçe kitap olarak da oldukça popüler şu kitap mevcut; Yöneylem Araştırması.

Konuyu basitleştirerek anlatmaya başlayalım. Örneğin bizim bir karar birimimiz var. Örnek olarak tarımsal üreticiyi ele alabiliriz. Tarımsal üreticinin çeşitli amaçları var. Rasyonel hareket eden üreticinin tarımsal üretimden kâr elde etmek amaçladığını varsayalım. Üretici ürettiği ürünleri satarak bir gelir elde etmek istiyor. Bu gelirini de mümkün olduğu kadar artırmayı amaçlıyor. Böylelikle elimizde kâr maksimizasyonunu amaçlayan bir üretici oluyor. Üretici üretimi gerçekleştirebilmesi için çeşitli davranışlarda bulunması gerekiyor. Tarlasını sürmesi, gübre atması, hasat etmesi vb. Bu davranışları gerçekleştirebilmesi için de yeterli düzeyde iş gücü, geliri vb. koşullara sahip olması gerekiyor. Yani üretici kârını maksimize ederken çeşitli kısıtlar altında çalışıyor. Matematiksel programlama yaklaşımı da işte tam burada devreye giriyor. Elimizdeki üreticinin koşullarını dikkate alarak bir işletme modeli kuruyoruz. Bu işletme modelinde kârını maksimize etmek isteyen üreticinin 1 dekar ürün yetiştirebilmesi için gerekli iş gücü, makine vb. kısıtları model içerisinde belirtiyoruz. Ardından amaç fonksiyonu yapısı ve belirtilen kısıtlar dikkate alınarak uygun matematiksel programlama yöntemi ile (doğrusal, doğrusal olmayan, tamsayı vs.) modeli çözüyoruz. Model içerisinde tabi ki sadece teknik kısıtlar yer almamaktadır. Örneğin üretim desteğinin getirisi ve bu desteği alma koşulları da model içerisine eklenmektedir. Model tamamlandıktan sonra dikkat edilmesi gereken önemli konulardan birisi kalibrasyon denilen konudur. En basit anlatımla, model tamamlandıktan sonra üreticinin 100 dekar mısır yetiştirmesi gerektiği gibi bir sonuç çıkar. Elimizdeki gerçek veride üretici kaç dekar mısır yetiştirmektedir ve bu değer model sonucuyla ne kadar uygundur bu durumun kontrol edilmesidir, kalibrasyon. Burada istediğimiz modelin gerçek değerlere (ekim alanı, girdi kullanımı vd) mümkün olduğu kadar yakın olmasıdır. Kalibrasyon işlemi de kontrol edildikten sonra, modelde ki kısıtlar ve destekler istenilen şekilde değiştirilerek simülasyon yapılır. Örneğin ilk modelde destekler 100 TL ise, destekler %50 artırılır ve model yeniden çalıştırılır ve bu durumda üreticinin hangi ürünleri ne kadar yetiştireceği şeklinde politika simülasyonu gerçekleştirilir.

Her ne kadar burada anlatımı oldukça basitleştirilerek verilmeye çalışılsa da, uygulaması pek kolay değildir. Birinci konu kalibrasyon ile ilgilidir. Matematiksel programlama da yeterli verinin, risk konusunun vb. koşulların dikkate alınamaması model sonuçları ile gerçek üretici davranışı arasında önemli düzeyde farklılaşma yaratmaktadır. Üzerinden gelmenin yolları daha fazla ikincil veri ile desteklemek, üreticinin risk tutumunu dikkate almak vb. yaklaşımlardır. Bir diğer kalibrasyon yaklaşımı ise modelin gerçek üretim değerlerini vermeye zorlandığı pozitif matematiksel programlama yaklaşımıdır.

Matematiksel programlama çeşitli programlar vasıtasıyla gerçekleştirilebilmektedir. Özellikle GAMS bu alanda kullanılan önemli programlar arasında yer almaktadır.

Kısaca değinmek istediğim konulardan birisi de işletme düzeyinde matematiksel programlamanın desteklerin analizi konusunda Türkiye’de uygulanmasıdır. Konu ayrıntısına girildiğinde karşımıza çıkan ilk kısıtlar veri ile ilgili olanlardır. Birincil verilerin toplanması (girdi gereklilikleri, üretici varlıkları vb.) önemli düzeyde zaman almaktadır. Ayrıca yöntemlerin uygulanmasına bağlı (özellikle pozitif matematiksel programlama da) önemli düzeyde ikincil verilere (örneğin arz esneklikleri) ihtiyaç duyulmaktadır. Bu gibi durumlar maalesef konuyu Türkiye özelinde daha da zorlaştırmaktadır.

Son olarak yapılan bir kaç çalışma örneği verip bitirelim;

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın