OECD Tarım Politikaları Raporu ve Türkiye (2013)

OECD düzenli bir şekilde her yıl ülkelerin tarım politikalarını ve destek düzeylerini değerlendirdiği bir rapor yayımlamaktadır. Bu yazımızda geçtiğimiz günlerde yayımlanan bu raporun kısa bir şekilde özet içeriğinden ve Türkiye ile ilgili bölümünden bahsettim. Politika önerileri ve değerlendirmeleri ile ilgili kendi görüşlerimi vermek yerine, doğrudan rapordan aktarmalar yaptım. Rapor içerisinde tarım politikalarının geniş kapsamlı hem genel olarak, hem de ülke özelinde değerlendirmelerine ulaşabilirsiniz. Bu bağlantı üzerinden daha ayrıntılı bir şekilde inceleyebilirsiniz.

Genel Özet

Bu raporda OECD ülkeleri ile Rusya, Brezilya gibi gelişen ekonomilerin tarım politikaları değerlendirilmiştir. İncelenen 47 ülke dünya tarımsal üretim değerinin yaklaşık %80’ini oluşturmaktadır.

Üretici destekleri (%ÜDT) 2012 yılında 2011 yılına göre %15’den %17’ye yükseldi. Geçen 15 yıl içerisinde Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde destekler azalırken, eski Sovyet ülkeleri ve Asya’da ülkeler arası farklı değişimler meydana geldi. Japonya ve Güney Kore’de zaten yüksek olan destekler biraz azalırken, Çin’de artış meydana geldi. Avustralya, Brezilya gibi ülkeler ise 2010-2012 arasında %4’lük ortalama destek ile düşük düzeylerini korumaya devam ettiler.

OECD ortalamasına bakıldığında 1986-1988’de %37 olan destek , 2010-2012 yıllarında %19’a geriledi. Bu azalmada özellikle üretim ve ticareti çarpıtan destek çeşitlerinin kullanımının azalmasına bağlı etkiden söz edilmektedir. Bazı ülkelerde çevreye yönelik önemli politikalar (çapraz uyum gibi) olsa da, genel olarak ülkelerin politika araçları içerisinde çevrenin önemi küçük bir yer kaplamaktadır.

OECD sonuç ve tavsiye özetlerine göre ise;

– Ticaret ve pazarı kısıtlayan politikalar üretici ve tüketicilerin dünya pazarlarından yalıtılmasına neden oluyor. Bunun için üretici ve tüketicilere neyi üretip, tüketecekleri konusunda daha fazla özgürlük verilmelidir. Devlet ticaret reformlarına devam etmeli. Sağlık vb. konulara bağlı ticaretin engellemesinde bilimsel ve açık süreçler olmalıdır.

– Kendine yeterliliğe odaklanmanın yüksek ekonomik ve sosyal maliyetleri bulunmaktadır. Gıdaya ulaşım, yoksulluk azaltma ve sosyal güvenlik konularıyla birlikte ele alınmalıdır. Çünkü diğer türlü kendine yeterlilik amacıyla uygulanan yüksek sınır önlemleri ve ticareti çarpıtan destekler tüketiciler üzerinde yüksek masraflara neden olmakta ve kısa dönemde gıdaya ulaşım konusunda yetersiz kalmaktadır.

– Üretimle ilişkili fark giderici ödemeler üreticilere gelir sağlamada düşük gelir etkinliğine sahip ve dünya piyasalarına dengesizlik eklemektedir. Fark giderici ödemeler her ne kadar yurt içi üreticilerin karşılaştığı dalgalanmaları azaltsa da, ihracat açısından ve gelir açısından etkin olamamaktadır. Üreticinin karşılaştığı riski azaltmayı amaçlayan araçlar beklenmedik durumlarda ortaya çıkan afet durumlarında uygulanmalı ve üreticilerin kendi risk azaltma yöntemlerinin kullanımının azalmasına yol açmamalıdır.

– Geçmiş baz dönemleri dikkate alarak yapılan destekler daha etkili olabilir. Üretimden bağımsız destekler gelir aktarımı konusunda daha etkilidir ve ticaret ile üretimi çarpıtma konusunda daha az eğilimlidirler. Ancak yüksek oranda bu desteklerin verilmesi üreticilerin gelecek dönem destek beklentilerine ve artan refahlarına bağlı olarak kararlarını etkileyebilir. Büyük üreticilerin işletme varlıkları üzerinden desteklenmesi yerine küçük üreticilerin sosyal güvenlik kapsamında ve çevre önemi dikkate alınarak desteklenebilmesi mümkündür.

– Kamu sektörünün tarıma yatırımına daha fazla ilgi gösterilmelidir. Araştırma, yayım ve eğitim gibi alanlara yapılan yatırımların uzun dönemde daha yüksek sosyal getirileri bulunmaktadır. Sektörün uzun dönemde karlılık, rekabet edilebilirlik ve sürdürülebilirliğini artıracak gıda güvenliği, pazar altyapısı gibi alanlara harcamalar yapılmalıdır.

 

Türkiye’nin Değerlendirilmesi

 Politika Değişiminin Değerlendirilmesi

– Tarım politikası 1986-1988 döneminden günümüze değişken bir yapıya sahip olmuştur. Üretici destek tahmini değeri 1986-1988 yılında %20 iken 2010-2012 yıllarında %24’e yükselmiştir.

– Türkiye dünyadaki en büyük tarımsal üreticiler arasında yer almaktadır. Son yıllarda tarımsal yasa ve kurumsal düzenlemelerde önemli ilerlemeler kaydetse de, ürün bazlı desteklemelerin artışı mevcut potansiyelinin ortaya çıkmasını geciktirebilir.

– Kırsal kalkınma stratejisinin altyapı projelerine verilen geleneksel önemden gelir dağılımı, insan kaynaklarının gelişimi ve çevrenin korunması gibi alanlara yönlenmesi kırsal kalkınma yaklaşımı açısından önemli bir adımdır.

– İlk defa ürünlerin ekolojik özelliklerini dikkate alan destek çeşidi olan havza bazlı destek programı Türk tarım politikası için önemli bir adımdır. Her ne kadar bölgesel bir hedef olsa da, program içerisinde yer alan destek potansiyel olarak en yüksek çarpıklık yaratan çeşitten oluşmaktadır.

– Türkiye’nin kurumsal ve yasal düzenlemeleri karmaşık bir yapıya sahip, ancak bu durum devam eden reform çabalarının sürdürülebilmesi için gereklidir.

Genel Bilgi

Tarımsal üretim (özellikle bitkisel üretim) geçen yirmi yıl içerisinde hızlı bir şekilde büyüdü. Küçük üreticilerin ve geçimlik çiftliklerin ağırlığı ile üreticiler arası okuma oranının düşüklüğü gibi yapısal sorunlar olmasına rağmen, Türkiye küresel ölçek de önemli bir tarım ürünü ihracatçısıdır (dünyanın en büyük 7. tarım ürünleri üreticisidir). Başlıca ticaret ortakları AB, ABD ve orta doğudur.

Desteklerdeki Değişim

Türkiye 1990’ların sonlarından itibaren önemli bir seri reform uygulamıştır. Ancak destek düzeyi yıllara göre değişmekte ve OECD ortalaması üzerinde yer almaktadır.  Ayrıca piyasa çarpıklığı yaratan destek çeşitleri yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Üretimden bağımsız doğrudan destekler 2009 yılında kaldırılmıştır ve o tarihten itibaren ürün bazlı destekler artmıştır.

%ÜDT değeri 2010-2012 yılları itibariyle %24 ile OECD ortalamasından %5 daha fazladır. 2010-2012 döneminde en fazla çarpıklık yaratan ürüne ve değişken girdi kullanımına yönelik destekler toplam desteğin %85’ini oluşturmaktadır.

Üreticilerin aldığı fiyatlar dünya fiyatlarından 1986-1988 yıllarında %21 daha fazla iken, 2010-2012 yıllarında %19 daha fazla olmuştur.

GSYİH içerisindeki destek oranı 2010-2012 yıllarında %2,5 civarındadır.

________________________________________________________

Rapor Türkiye bölümünde tarım politikası alanındaki son dönem meydana gelen değişimleri kısa bir şekilde özetleyerek bitiriliyor. Bir blog yazısı olduğu için bu bölüme ve tabi ki diğer ülkelere girmiyorum. Ancak konuya ilgi duyan arkadaşlar soruları ve/veya tartışmak istedikleri bir şey olur ise, iletişim bölümündeki bilgilerden bana ulaştırabilirsiniz.

Bu yazı Tarımsal Destek, Ulusal Tarım Politikası, Uluslararası Tarım Politikası kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir