Kapanış Sorunu

Lisans öğrencisiyim. Her dönem 2 vize ve 1 final olmak üzere 3 adet sınav dönemim var. Arkadaşlar arasında rekabet yüksek. O yüzden sıkı bir şekilde bu sınav dönemlerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda çalışmaktan da ilk defa keyif almaya başlıyorum. Muhtemelen final dönemindeyiz. Şanlıurfa bizi hava sıcaklığı ile şaşırtmaya ve daha ne kadar sıcak olabilir diye düşündürmeye devam ediyor. Yurtta şu an ismini hatırlayamadığım bir sınava yoğun bir şekilde hazırlanıyorum. Sınav günü geliyor ve arkadaşlarla okula gidiyoruz. Sınıfa giriyoruz ve araştırma görevlisi hoca sınav kağıtlarını dağıtıyor. Her ne kadar sınav döneminde uyku düzenine dikkat etsem de, yine de yorgunluk ve uykusuzluk var. Hoca sınav kağıdını veriyor ve her zamanki gibi soruları çözmeye başlamadan genel olarak neler sorulduğunu inceliyorum. Soruları inceledikten sonra kalemi bırakıyor ve 100 aldım diyorum. Sorularının tamamını bildiğimi fark ediyorum. İşte o an yazmak gelmiyor içimden. Bir türlü soruları çözmeye başlayamıyorum. İşin aslı sınavı cevaplamaya karşı bütün hissim gidiyor. Ama çelişkili bir durum var. Hocanın beni değerlendirmesi bildiğim ile değil, sınav kağıdına yazdıklarım ile ölçülüyor. Biraz daha bekledikten sonra, ne yapalım, mecbur soruları cevaplayacağız diyorum ve soruları çözüyorum. Şu an hatırlamasam da, muhtemelen yüksek not aldığımdan eminim. Ancak geriye kalan hayatım boyunca başıma bela olacak bir sorunla ilk defa yüzdeşleştiğimi de  fark ediyorum.

Bilimsel araştırma yapmanın en önemli adımı öğrendiğimiz bilgileri paylaşmak. Bu paylaşımın en yaygın yolu ise uluslararası arası saygın dergilerde yayın yapmak. Ancak benim şöyle bir sorunum olduğunu fark ediyorum. Yeni bir konuyu öğrendiğim de konuyu araştırma haline getirmek pek hevesle yaptığım bir davranış değil. Ben zaten öğreneceğimi öğrendim, şimdi yeni bir şeyler öğrenmek için yeni alana geçmem lazım diye düşünüyorum. Bu mantık ciddi sorunlar yaratıyor. Bir araştırmanın saygın dergilerde yayımlanabilmesi için, ciddi düzeyde yoğunlaşma ve konunun derinlenmesine incelenmesi gerekiyor. Öğrendiğim konudan sonra başka bir konuya geçtiğim zaman bütün konular yüzeysel kalıyorlar. Öğrenme ile yayımlama konusu birbiriyle çelişiyor. Zaman içerisinde çalışmalarından saygı duyduğum arkadaşların yayınlarına bakıyorum. Bu arkadaşlarım belirli bir konuda uzun dönem çalışmışlar. Konunun farklı yönlerini incelemişler. Mevcut araştırmalarını geliştirmişler ve sonucunda saygın yerlerde yayınlar yapabilmişler. Benzer sürede benim yaptığım ise birbirinden oldukça uzak alanlarda yeni bir çok bilgi edinmek olmuş ve tabi ki yayın sayısı olarak da onlardan geri kalmışım. Ama sen de birçok şey öğrenmişsin, ilerde faydasını görürsün denilebilir. Ancak günümüz bilim camiası böyle bir yaklaşımı pek tolere etmiyor. Yayın varsa varsın, yoksa ne bilirsen bil, ne kadar farklı alanda çalışırsan çalış pek önemli olmuyor. Bilim camiası (muhtemelen haklı da olarak) bize ne öğrendiğini değil, bize ne yaptığını göster diyor. Şimdi sürecin başındayız, yaklaşımımızın (öğrenmeye odaklanıp, yayına odaklanmamak) eksi yönlerini görüyoruz.

Bilim insanları olarak öğrenmek için öğrenmek değil, öğrendiğimizi geliştirmekle ve topluma yaymakla yükümlüyüz. Bir makaleyi keyif için okumuyoruz, o makaleyi nasıl kullanabilir, eleştirebilir ve geliştirebilir diye okuyoruz. Bu çelişkiyi nasıl düzelteceğiz konusu cevaplanması zor bir soru. Ancak en azından çalışma yaklaşımı olarak çeşitli değişikliklere gitmemiz gerektiği kesin. Konular arası geçiş konusunda dikkatli olmak, ne zaman nereye kadar derine ineceğimizi tespit etmek ve nerede bırakacağımızı iyi bilmek gerekiyor.

Yazıyı üst kısımda anlattığım hikaye ile bitirmek istiyorum. Sınav esnasında her ne kadar soruları cevaplamaya ilgimi kaybetsem de o sınavdaki soruları cevaplıyorum ve o sınav sonucuna göre ilerideki başarılarımı elde edebiliyorum. Şuana kadar sahip olduğum bir çok şey o sınavdaki soruları cevaplama sayesinde oluyor. Soruları bilmemden ziyade, o soruları bildiğimi gösterebilmem işin asıl noktasını oluşturuyor. Özellikle bilimde sadece bildiğimi göstermek değil, bildiğimi geliştirmem de bekleniyor. Böylelikle mevcut çalışma yaklaşımımda bir değişikliğe gitmem gerektiği kesinleşiyor.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir