Endnote Programına Giriş

AkademikLink Youtube Kanalı için çektiğim Endnote Programına Giriş videosunu buradan da paylaşayım. Başlangıç düzeyinde programı öğrenmek isteyenlerin işine yarayabilir.

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

1 Paragraf 1 Mesaj

Nerede okuduğumu hatırlamıyorum. Ancak birden fazla yerde okuduğuma eminim.

Araştırma makalelerinde 1 paragraf 1 mesaj vermelidir. Bu durum bir paragrafın bir konu anlatacağı, bir paragrafa birden fazla konunun sıkıştırılmayacağını ifade eder.

Yeni başlayan araştırmacıların (benim gibi) yaptığı önemli hatalardan birisi bu. Örneğin tarım politikası alanında bir makalemizin olduğunu varsayalım. Bir paragrafta Türkiye’deki destekleme sistemine, girdi fiyatlarının yüksekliğine, ithalatın artışına, arazi parçalılığına vs. vs. vs. konulara değiniyoruz. Sonuç olarak okuyucu da en iyi ihtimalle hiçbir şey anlamıyor. Somut bir örnekle ilerleyelim.

Kendi yüksek lisans tezimde şöyle bir paragraf var (örnek olması için rastgele seçtim, tamamını okumanıza gerek yok, kalın kelimelere dikkat edin).:

Türkiye tarımının ekonomi içerisi payındaki değişmelerin ve korumacılık düzeylerinin daha iyi anlaşılması açısından yapısal olarak değişime bakıldığında, genel olarak belirtilen tarımın küçük işletmelere ve parçalı arazilere sahip olduğudur. Özellikle son dönemde meydana gelen istihdam oranlarındaki değişimin 2001 yılından sonra tarım sayımı yapılmadığı için değerlendirilmesi çok güçtür. Sadece üretim ve ekilen alan açısından kısa bir değerlendirme yapmak mümkündür. Tarımsal alan son 10 yıllık dönem içerisinde yaklaşık 20 milyon dekar azalmıştır. En büyük azalış tarla alanlarında meydana gelirken, sebze alanları 2005 yılına kadar artmış, sonra 500 bin dekara yakın bir azalış göstermiştir. Tarla ve sebze alanlarının dışında meyve alanlarına baktığımızda son 10 yıllık dönemde 3 milyon dekara yakın bir artış görülmektedir. Her ne kadar önemli düzeyde tarla tarımı azalsa da, tarla tarımından meyve tarımına doğru az da olsa bir yönelişin olduğunu söylemek mümkündür. Tarımın önemli göstergelerinden biri olan makineleşme düzeyi ise zaman içerisinde düzenli bir artış göstermiştir. Mevcut veriler 1988 yılı sonrasının değerlendirmesini mümkün kılmaktadır. Bu yıldan sonra traktör sayısında yıllık ortalama 20 bin adetlik bir artış söz konusudur. En yüksek artış geçen yıla göre yaklaşık 67 binlik bir artışla 1997 yılında gerçekleşmiştir. En düşük artış ise yaklaşık 2,5 binlik artışla 2009 yılında gerçekleşmiştir. Biçerdöver sayısı ise son 10 yılda 2004 yılına kadar azalmış, sonra düzenli bir artış göstererek 2009 yılında yaklaşık 13 bin adet olmuştur (TÜİK, 2011). Türkiye tarımının önemli sorunlarından bir tanesi de, girdi fiyatlarının oldukça yüksek olmasıdır. Girdi konusu her ne kadar kapsam açısından mazot, gübre vb. değişkenleri içerse de, üreticilerin en çok yakındıkları konu olan mazot fiyatlarının karşılaştırmalı olarak irdelenmesi mümkündür. 2002 yılında Türkiye’de 1 litre mazotun fiyatı 1,10 TL iken, aynı yıl AB’de 1,13 TL, ABD’de 0,53 TL olmuştur. Son dönemde mazot fiyatlarında oldukça yüksek düzeylerde bir artış meydana gelmiştir. 2011 Temmuz ayı rakamlarına göre Türkiye’de 1 litre mazot 3,61, AB’de 3,29, ABD’de 1,69 TL olmuştur (Anonim, 2011e). Genel olarak uluslararası düzeyde mazot fiyatlarında bir artış görülse de, Türkiye’de meydana gelen artışın diğer ülke değerlerinden yüksek olduğunu söylemek mümkündür.

Şimdi bu paragrafın önemli sorunlarından birisi çok uzun. Ancak konumuz birden fazla mesaj veren paragraflar. Hatırladığım kadarıyla Türkiye tarımsal yapısıyla ilgili bilgi veriyorum. Ancak bakın işletme yapısı, istihdam, makineleşme ve girdi fiyatları konularının tamamı tek bir paragrafta. Bu konular tek bir cümle olarak da verilmemiş. Girdi fiyatları denilmiş, ardından girdi fiyatlarının Türkiye’de değişiminden tutun da, uluslararası fiyatlar ile karşılaştırılmasına girilmiş. Kısacası olmamış, sıkıcı ve uzun olmuş. 

En basitinden ne yapılabilir, her bir mesaj (işletme yapısı, istihdam, üretim, makineleşme ve girdi) ayrı paragraf olabilir. Paragraf yeniden yazılıp, sadeleştirilebilir. Ve en önemlisi okuyucunun bu paragrafı okurken ne hissedeceği hayal edilebilir. Eğer yazar olarak ben bile sıkılıyorsam, okuyucu en iyi ihtimalle sıkılacak ve metni okumayı bırakacaktır.

Sonuç olarak 1 paragraf 1 mesaj vermelidir. 

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

İsviçre Yolculuğu

2014 yılının ortasında ABD Yolculuğu başlıklı bir yazı yazmıştım. O dönem TÜBİTAK’ın doktora öğrencilerine verdiği bursu kazanmış ve 1 yıl süreliğine ABD’ye giderek ziyaretçi araştırmacı olarak çalışmıştım.

Şimdiki yazımız ise İsviçre Yolculuğu, önümüzdeki hafta (1 Mart) itibariyle İsviçre’ye gidiyorum ve Cenevre Üniversitesi‘nde ziyaretçi araştırmacı olarak çalışacağım. Bu ziyaretimin finansörü önceki gidişimde olduğu gibi TÜBİTAK. Bu sefer de doktora sonrası araştırmacılara verilen bursu kazandım.

İsviçre ile ilgili hikâyeye geçmeden önce bir noktayı belirtmek istiyorum. Bana sorarsanız Türkiye’de bir araştırmacının alacağı ve alması gereken en güzel burslardan biri TÜBİTAK’ın sağladığı doktora sonrası araştırmacı bursu. Ama nedense bu bursa yeterince başvuru yok. TÜBİTAK açıklamalarına göre bu yıl Tarımsal Bilimler alanında toplamda 39 kişi başvurmuş ve 20’sine burs vermişler. Yani bizim alanımızda başvuran her iki kişiden birine burs çıkmış. Benim şaşırdığım koca Tarımsal Bilimler alanında toplamda 39 kişinin başvurması. Çok düşük bir rakam. O yüzden özellikle genç araştırmacılar lütfen başvurun, danışman hocaları veya sayın kurum yöneticilerimiz lütfen araştırmacılarınızı başvurmaları yönünde teşvik edin.

Şimdi gelelim bizim İsviçre yolculuğuna. Bu sefer Tarım Ekonomisi Bölümü’ne değil, Cenevre Üniversitesi’nin Ekonomi ve Ekonometri Enstitüsü‘ne gidiyorum. Çalışacağım hoca Prof. Dr. Salvatore Di Falco. Konumuz pamuk tarımında desteklerin etkisi. Ancak sadece bu konu ile kalmayacağız. Elimizde çeşitli birçok veri seti var ve amacım birçok çalışma yapmak.

Asıl öğrenmek istediğim konulardan birisi makalelerin satış süreci. Birçok araştırmamız yeterince anlatamadığımız veya düzeltemediğimiz veya geliştiremediğimiz için yayımlanmıyor. Prof. Di Falco, ERAE dergisinin editörü. Böylelikle ilk soracağımız soru, hocam bizim makaleleri neden masa reddi ile geri gönderiyorsunuz : ). Ve tabi ki makalemizi geliştirip, bu yayın sürecini nasıl daha az göz yaşıyla atlatabiliriz.

Kapanışta birkaç teşekkür etmek istiyorum. Öncelikle sadece resmi değil, gönüllerimizin de danışmanı olan ve beni bursa başvurmaya yeniden teşvik eden sayın hocam Prof. Dr. Emine Olhan‘a teşekkür ediyorum. TÜBİTAK’a projemize vermiş olduğu ve gerçekten de önemli bir kaynak ile desteklediği için teşekkürlerimi sunuyor, verdikleri bursun değerini bildiğimi ve en iyi şekilde kullanacağımı belirtiyorum. Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği yapmamıza ve veri temininden tutun, sahada anlamadığımız en basit soruları bile içtenlikle ve sabırla cevaplayan sayın Dr. Mehmet Hasdemir‘e teşekkürlerimi sunuyorum. Son olarak beni ziyaretçi araştırmacı olarak kabul eden Prof. Dr. Salvatore Di Falco‘ya teşekkürlerimi iletiyorum.

Akademik Magazin kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Tarım Politikası Uygulama Dersi 2020

Tarım Politikası Uygulama Dersi Tarihleri

20.02.2020 – Perşembe 9:00-12:00
26.02.2020 – Çarşama 13:15-16:00
27.02.202 – Perşembe 9:00-12:00

Ders İçeriği

Ders Sunuları

Ders Notu

Ödevler

Ders kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Lütfen Kısaltma Kullanmayın (LKK)

Bir akademik yayını okurken en çok zorlandığım konuların başında kısaltmalar gelmektedir. Kısaltma ile demek istediğim şu:

Organisation for Economic Co-operation and Development” yazıyoruz. Hemen yanına bir parantez ile “OECD“yi ekliyoruz. Böylelikle metnimiz “Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD)” oluyor. Ardından devam eden bütün metin boyunca sadece kısaltma olan “OECD“yi yazıyoruz. Ne kadar işlevsel değil mi? Eee bundan ne sorun var acaba?

Şimdi kısaltma iyi güzel hoş, ancak bazı araştırmacılar bu kısaltma işini abartıyor ve metin okuması imkansız sürekli bu kısaltma neydi şu kısaltma neydi diye geriye bakmayı gerektiren bir hal alıyor. 

Şimdi kendimden bir örnek vereyim. Ben yüksek lisans tezimi yazarken “İkinci Dünya Savaşı“nı “İDŞ” diye kısaltmıştım ve tabi ki danışman hocam tarafından kibarca böyle bir şeye gerek olmadığını açık bir şekilde kelimenin tamamını yazabileceğim söylenmişti. İşte kısaltma kullanmayın derken benim gibi böyle garip gereksiz kısaltmalar kullanmayın demek istiyorum.

Bu konuda bugün okuduğum ve bu yazıyı yazmama sebep olan uluslararası düzeyde güzel bir dergide yayımlanmış bir makaleden örnek vermek istiyorum. Makalenin içeriği önemli olmadığı için sadece görebildiğim kısaltmaları vereyim:

NSSO

PDS

OLS

OECD

CES

MPCE

LIG

LMIG

UMIG

HIG

CU

FP

HH

NSS

CPI-IW

CPI-AL

Cal

Pro

FPS

QR

CU

AAY

FSC

Evet bunlar sadece 1 makalede olan kısaltmalar ve muhtemelen ben birazını kaçırdım, eksik yazdım. Tamam güzel kısaltma kullanacağız yerden tasarruf etmek için. Ancak bir iki sefer kullandığımız bir kelime grubunu kısaltmaya gerek yok. Kendi kafamızdan benim İDŞ gibi kısaltmalar uydurmaya gerek yok. Bu durum okuyucuları aşırı derecede yoruyor ve muhtemelen makaleyi okumalarını bırakmaya neden oluyor. Asıl sorun da yazar açısından. Eminim bu makale sadece bu kısaltmalarını azaltsa, çok daha fazla atıf alır. Çünkü gerçekten makalenin atıf sayısı yayımlandığı yıla ve yere göre düşük kalmış. 

Sonuç olarak 

LKK!

 

 

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Stata Programı İçin Öğrenme Kaynakları

Stata programını kendi başınıza öğrenmek zorunda mısınız? O zaman doğru yerdesiniz. Burada kullandığım birkaç kaynağı sizinle paylaşacağım. Kullanın kullandırın diyor hemen kaynakları veriyorum.

Stata List Forum Sayfası

Doğrudan bu sayfada arama yapabilir veya Google üzerinden Stata’da öğrenmek istediğiniz konuyu yazınca buraya yönlenirsiniz. Stata kullanırken en çok kullanacağınız sayfa burası. Burada muhtemelen sizin karşılaştığınız sorunu birisi sormuş ve cevabını almıştır. Eğer bulamazsanız sorunuzun cevabını siz kendiniz de sorabilirsiniz. Yardımcı olan çok değerli insanlar var. Tek yapmanız gereken forumun basit bir kaç kuralı var onlara uymak (gerçek adınızı kullanmak ve sorunuzu açıklayıcı ve mümkünse örnek bir veri setiyle sormak). Bu arada buradan Nick Cox‘a bir teşekkür göndereyim. Sorularınızın çoğunun bu değerli insan tarafından cevaplandığını göreceksiniz.

Econometrics Academy

Programı en iyi öğrenmenin yolu onu kullanmak ve bunu ekonometri öğrenerek yapabilirsiniz. Econometrics Academy sayfasında bir konunun Stata’da uygulanması kodlarıyla birlikte paylaşılıyor. Çok faydalı bir kaynak.

Youtube

En güzel öğrenme kaynaklarından biri. Doğrudan soruyu arayabilirsiniz veya yeni başlıyorsanız, Stata’nın playlistine göz atabilirsiniz.

Stata Manuels

En çok kullandığım kaynaklardan bir diğeri Stata’nın kullanım kılavuzları. Sürekli başvuracağınız kaynak dosyaları bunlar. Bir kod ne işe mi yarıyor, ya ben bu grafiği çizdim ama şu alttaki değişken adlarını nasıl renklendireceğim gibi sorularınız için sürekli kullanım kılavuzlarına başvuracaksınız.

Araştırmacı Do Dosyaları

Harvard Dataverse, ReplicationWiki, ICPSR gibi veya dergilerin makaleleri yayımladıkları sayfalardan yapılan araştırmaların verilerine ve Stata analiz kodlarına ulaşabilirsiniz. Bu yol (yapılan bir araştırma üzerinden öğrenmek) oldukça verimli.

Kitaplar

Stata kullanımı ile ilgili birçok uygulamalı kitap var. Programın kendi sayfasından ulaşabilirsiniz. Ayrıca bizim alandaysanız özellikle Microeconometrics using Stata kitabını tavsiye ederim. Bu kitabı yıllar önce bana tavsiye eden Cavit Pakel hocaya da teşekkürlerimi iletiyim burdan.

Sayfa Hakkında kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Güncel Literatürü Nasıl Takip Ederiz?

Kendi alanımızda veya ilgi duyduğumuz bir alanda son çıkan akademik yayınları nasıl takip edebiliriz? Kullandığım çok basit bir yolu söyleyeceğim: RSS 

Yapmamız gereken RSS kayıtlarını okuyabilecek bir internet sayfasına üye olmak. Örneğin ben feedly adresini kullanıyorum. 

Üyelik işlemini tamamladıktan sonra takip etmek istediğimiz derginin internet sayfasına gidiyoruz. Örnek olarak Food Policy dergisine bakalım. Genelde aşağılarda bir yerde RSS bağlantısı olacaktır. Bu bağlantıya tıklıyoruz. Bize şu şekilde bir adres veriyor:

http://rss.sciencedirect.com/publication/science/03069192

Bu adresi feedly internet sayfasında ADD CONTENT bağlantısına tıklayıp yapıştırıyoruz. (Bende sol alt köşede yer alıyor.) Hepsi bu kadar. Artık Food Policy’de her çıkan yayın bizim feedly adresimize gelecek. Şimdi yapmamız diğer dergileri veya internet sayfalarını feedly adresimize eklemek…

Bu arada telefon uygulaması da var feedly sayfasının. Böylelikle telefondan da çok kolay bir şekilde güncel literatürü takip edebilirsiniz..

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Tarım Politikası Uygulama Dersi 2019

Bu yazı 2018-2019 Bahar Yarıyılında Ankara Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nde verilen Tarım Politikası Uygulama Dersi ile ilgilidir. Zamanla güncelenecektir.

İlk uygulama: Okuma Parçası

Uygulama Ders Notu

Sayfa Hakkında kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Kapanış Sorunu

Lisans öğrencisiyim. Her dönem 2 vize ve 1 final olmak üzere 3 adet sınav dönemim var. Arkadaşlar arasında rekabet yüksek. O yüzden sıkı bir şekilde bu sınav dönemlerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda çalışmaktan da ilk defa keyif almaya başlıyorum. Muhtemelen final dönemindeyiz. Şanlıurfa bizi hava sıcaklığı ile şaşırtmaya ve daha ne kadar sıcak olabilir diye düşündürmeye devam ediyor. Yurtta şu an ismini hatırlayamadığım bir sınava yoğun bir şekilde hazırlanıyorum. Sınav günü geliyor ve arkadaşlarla okula gidiyoruz. Sınıfa giriyoruz ve araştırma görevlisi hoca sınav kağıtlarını dağıtıyor. Her ne kadar sınav döneminde uyku düzenine dikkat etsem de, yine de yorgunluk ve uykusuzluk var. Hoca sınav kağıdını veriyor ve her zamanki gibi soruları çözmeye başlamadan genel olarak neler sorulduğunu inceliyorum. Soruları inceledikten sonra kalemi bırakıyor ve 100 aldım diyorum. Sorularının tamamını bildiğimi fark ediyorum. İşte o an yazmak gelmiyor içimden. Bir türlü soruları çözmeye başlayamıyorum. İşin aslı sınavı cevaplamaya karşı bütün hissim gidiyor. Ama çelişkili bir durum var. Hocanın beni değerlendirmesi bildiğim ile değil, sınav kağıdına yazdıklarım ile ölçülüyor. Biraz daha bekledikten sonra, ne yapalım, mecbur soruları cevaplayacağız diyorum ve soruları çözüyorum. Şu an hatırlamasam da, muhtemelen yüksek not aldığımdan eminim. Ancak geriye kalan hayatım boyunca başıma bela olacak bir sorunla ilk defa yüzdeşleştiğimi de  fark ediyorum.

Bilimsel araştırma yapmanın en önemli adımı öğrendiğimiz bilgileri paylaşmak. Bu paylaşımın en yaygın yolu ise uluslararası arası saygın dergilerde yayın yapmak. Ancak benim şöyle bir sorunum olduğunu fark ediyorum. Yeni bir konuyu öğrendiğim de konuyu araştırma haline getirmek pek hevesle yaptığım bir davranış değil. Ben zaten öğreneceğimi öğrendim, şimdi yeni bir şeyler öğrenmek için yeni alana geçmem lazım diye düşünüyorum. Bu mantık ciddi sorunlar yaratıyor. Bir araştırmanın saygın dergilerde yayımlanabilmesi için, ciddi düzeyde yoğunlaşma ve konunun derinlenmesine incelenmesi gerekiyor. Öğrendiğim konudan sonra başka bir konuya geçtiğim zaman bütün konular yüzeysel kalıyorlar. Öğrenme ile yayımlama konusu birbiriyle çelişiyor. Zaman içerisinde çalışmalarından saygı duyduğum arkadaşların yayınlarına bakıyorum. Bu arkadaşlarım belirli bir konuda uzun dönem çalışmışlar. Konunun farklı yönlerini incelemişler. Mevcut araştırmalarını geliştirmişler ve sonucunda saygın yerlerde yayınlar yapabilmişler. Benzer sürede benim yaptığım ise birbirinden oldukça uzak alanlarda yeni bir çok bilgi edinmek olmuş ve tabi ki yayın sayısı olarak da onlardan geri kalmışım. Ama sen de birçok şey öğrenmişsin, ilerde faydasını görürsün denilebilir. Ancak günümüz bilim camiası böyle bir yaklaşımı pek tolere etmiyor. Yayın varsa varsın, yoksa ne bilirsen bil, ne kadar farklı alanda çalışırsan çalış pek önemli olmuyor. Bilim camiası (muhtemelen haklı da olarak) bize ne öğrendiğini değil, bize ne yaptığını göster diyor. Şimdi sürecin başındayız, yaklaşımımızın (öğrenmeye odaklanıp, yayına odaklanmamak) eksi yönlerini görüyoruz.

Bilim insanları olarak öğrenmek için öğrenmek değil, öğrendiğimizi geliştirmekle ve topluma yaymakla yükümlüyüz. Bir makaleyi keyif için okumuyoruz, o makaleyi nasıl kullanabilir, eleştirebilir ve geliştirebilir diye okuyoruz. Bu çelişkiyi nasıl düzelteceğiz konusu cevaplanması zor bir soru. Ancak en azından çalışma yaklaşımı olarak çeşitli değişikliklere gitmemiz gerektiği kesin. Konular arası geçiş konusunda dikkatli olmak, ne zaman nereye kadar derine ineceğimizi tespit etmek ve nerede bırakacağımızı iyi bilmek gerekiyor.

Yazıyı üst kısımda anlattığım hikaye ile bitirmek istiyorum. Sınav esnasında her ne kadar soruları cevaplamaya ilgimi kaybetsem de o sınavdaki soruları cevaplıyorum ve o sınav sonucuna göre ilerideki başarılarımı elde edebiliyorum. Şuana kadar sahip olduğum bir çok şey o sınavdaki soruları cevaplama sayesinde oluyor. Soruları bilmemden ziyade, o soruları bildiğimi gösterebilmem işin asıl noktasını oluşturuyor. Özellikle bilimde sadece bildiğimi göstermek değil, bildiğimi geliştirmem de bekleniyor. Böylelikle mevcut çalışma yaklaşımımda bir değişikliğe gitmem gerektiği kesinleşiyor.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Başarısızlık

[konudışı]
Çok çeşitli sebepler nedeniyle bu blog sayfasını ihmal ettiğimi düşünüyorum. Aslında uzun uzun yazmaya çalıştığımız ve bir türlü fırsat bulamadığımız için ihmal ediyor olabilirim. Muhtemelen daha kısa ve öz konulara odaklanmakta fayda var.
[/konudışı]

Yeni bir döneme başlarken geçtiğimiz iki yılı değerlendirmek istiyorum. Aslında bu dönemi genel olarak bir başarısızlık dönemi olarak tanımlayabilirim. Başka türlü de tanımlanabilir tabi ki (öğrenme süreci, deneme dönemi vs.). Ancak şimdilik başarısızlık diyelim, ileride bu başarısızlıkların üzerinden gelirsem o zaman evet güzel şeyler öğrenmişiz iyi ki başarısız olmuşuz diyebilirim. Bu yazıda ne kadar başarısız olduğumu tespit etmek istiyorum.

Başarısızlık sayılarım:

  • 1 araştırma ekibi kuralım dedik. Güzel bir eğitim hazırlık dönemi geçirdik. Ancak daha sonra (evet kısa bir süre sonra) ekip dağıldı.
  • 1 araştırmamız gönderdiğimiz tüm dergilerin tamamından ret aldı.
  • 2 araştırmamız uluslararası kongrelerden ret aldı.
  • 1 proje önerimiz 2 sefer TÜBİTAK proje desteklerinden ret aldı.
  • 2 proje önerimiz BAP proje desteklerinden ret aldı.
  • 1  proje önerimiz Etik Kurul’dan ret aldı.
  • 1 araştırmamız gönderdiğimiz tüm dergilerin tamamından ret aldı.
  • 1 araştırmamız şu an da tıkandı.
  • 3 adet post-doc ve benzeri pozisyonlardan ret aldık.
  • ve muhtemelen sayısı 100’leri bulan e-postalar aracılığıyla çok çeşitli sebeplerle iletişim kurduğumuz araştırmacıların ret veya hiç cevap gelmemesi durumu oldu.

Bu 2 yılda başarısız olmanın nedenleri ve sorumluluğu ve nasıl düzeltebileceği ile ilgili birkaç tespitte de bulunmak istiyorum, ancak bir yandan da gerçekten bu tespitlerin önemli olup olmayacağı, artık işin işten geçtiğini, önümüze bakalım şeklinde de düşünmüyor değilim.

Şimdilik yazıyı bu şekilde noktalayım. Umarım ileride başarısızlığın nedenlerini ve başarıları da yazarım. O değil de güzel başarısız olmuşum : )

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın