Lütfen Kısaltma Kullanmayın (LKK)

Bir akademik yayını okurken en çok zorlandığım konuların başında kısaltmalar gelmektedir. Kısaltma ile demek istediğim şu:

Organisation for Economic Co-operation and Development” yazıyoruz. Hemen yanına bir parantez ile “OECD“yi ekliyoruz. Böylelikle metnimiz “Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD)” oluyor. Ardından devam eden bütün metin boyunca sadece kısaltma olan “OECD“yi yazıyoruz. Ne kadar işlevsel değil mi? Eee bundan ne sorun var acaba?

Şimdi kısaltma iyi güzel hoş, ancak bazı araştırmacılar bu kısaltma işini abartıyor ve metin okuması imkansız sürekli bu kısaltma neydi şu kısaltma neydi diye geriye bakmayı gerektiren bir hal alıyor. 

Şimdi kendimden bir örnek vereyim. Ben yüksek lisans tezimi yazarken “İkinci Dünya Savaşı“nı “İDŞ” diye kısaltmıştım ve tabi ki danışman hocam tarafından kibarca böyle bir şeye gerek olmadığını açık bir şekilde kelimenin tamamını yazabileceğim söylenmişti. İşte kısaltma kullanmayın derken benim gibi böyle garip gereksiz kısaltmalar kullanmayın demek istiyorum.

Bu konuda bugün okuduğum ve bu yazıyı yazmama sebep olan uluslararası düzeyde güzel bir dergide yayımlanmış bir makaleden örnek vermek istiyorum. Makalenin içeriği önemli olmadığı için sadece görebildiğim kısaltmaları vereyim:

NSSO

PDS

OLS

OECD

CES

MPCE

LIG

LMIG

UMIG

HIG

CU

FP

HH

NSS

CPI-IW

CPI-AL

Cal

Pro

FPS

QR

CU

AAY

FSC

Evet bunlar sadece 1 makalede olan kısaltmalar ve muhtemelen ben birazını kaçırdım, eksik yazdım. Tamam güzel kısaltma kullanacağız yerden tasarruf etmek için. Ancak bir iki sefer kullandığımız bir kelime grubunu kısaltmaya gerek yok. Kendi kafamızdan benim İDŞ gibi kısaltmalar uydurmaya gerek yok. Bu durum okuyucuları aşırı derecede yoruyor ve muhtemelen makaleyi okumalarını bırakmaya neden oluyor. Asıl sorun da yazar açısından. Eminim bu makale sadece bu kısaltmalarını azaltsa, çok daha fazla atıf alır. Çünkü gerçekten makalenin atıf sayısı yayımlandığı yıla ve yere göre düşük kalmış. 

Sonuç olarak 

LKK!

 

 

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Stata Programı İçin Öğrenme Kaynakları

Stata programını kendi başınıza öğrenmek zorunda mısınız? O zaman doğru yerdesiniz. Burada kullandığım birkaç kaynağı sizinle paylaşacağım. Kullanın kullandırın diyor hemen kaynakları veriyorum.

Stata List Forum Sayfası

Doğrudan bu sayfada arama yapabilir veya Google üzerinden Stata’da öğrenmek istediğiniz konuyu yazınca buraya yönlenirsiniz. Stata kullanırken en çok kullanacağınız sayfa burası. Burada muhtemelen sizin karşılaştığınız sorunu birisi sormuş ve cevabını almıştır. Eğer bulamazsanız sorunuzun cevabını siz kendiniz de sorabilirsiniz. Yardımcı olan çok değerli insanlar var. Tek yapmanız gereken forumun basit bir kaç kuralı var onlara uymak (gerçek adınızı kullanmak ve sorunuzu açıklayıcı ve mümkünse örnek bir veri setiyle sormak). Bu arada buradan Nick Cox‘a bir teşekkür göndereyim. Sorularınızın çoğunun bu değerli insan tarafından cevaplandığını göreceksiniz.

Econometrics Academy

Programı en iyi öğrenmenin yolu onu kullanmak ve bunu ekonometri öğrenerek yapabilirsiniz. Econometrics Academy sayfasında bir konunun Stata’da uygulanması kodlarıyla birlikte paylaşılıyor. Çok faydalı bir kaynak.

Youtube

En güzel öğrenme kaynaklarından biri. Doğrudan soruyu arayabilirsiniz veya yeni başlıyorsanız, Stata’nın playlistine göz atabilirsiniz.

Stata Manuels

En çok kullandığım kaynaklardan bir diğeri Stata’nın kullanım kılavuzları. Sürekli başvuracağınız kaynak dosyaları bunlar. Bir kod ne işe mi yarıyor, ya ben bu grafiği çizdim ama şu alttaki değişken adlarını nasıl renklendireceğim gibi sorularınız için sürekli kullanım kılavuzlarına başvuracaksınız.

Araştırmacı Do Dosyaları

Harvard Dataverse, ReplicationWiki, ICPSR gibi veya dergilerin makaleleri yayımladıkları sayfalardan yapılan araştırmaların verilerine ve Stata analiz kodlarına ulaşabilirsiniz. Bu yol (yapılan bir araştırma üzerinden öğrenmek) oldukça verimli.

Kitaplar

Stata kullanımı ile ilgili birçok uygulamalı kitap var. Programın kendi sayfasından ulaşabilirsiniz. Ayrıca bizim alandaysanız özellikle Microeconometrics using Stata kitabını tavsiye ederim. Bu kitabı yıllar önce bana tavsiye eden Cavit Pakel hocaya da teşekkürlerimi iletiyim burdan.

Sayfa Hakkında kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Güncel Literatürü Nasıl Takip Ederiz?

Kendi alanımızda veya ilgi duyduğumuz bir alanda son çıkan akademik yayınları nasıl takip edebiliriz? Kullandığım çok basit bir yolu söyleyeceğim: RSS 

Yapmamız gereken RSS kayıtlarını okuyabilecek bir internet sayfasına üye olmak. Örneğin ben feedly adresini kullanıyorum. 

Üyelik işlemini tamamladıktan sonra takip etmek istediğimiz derginin internet sayfasına gidiyoruz. Örnek olarak Food Policy dergisine bakalım. Genelde aşağılarda bir yerde RSS bağlantısı olacaktır. Bu bağlantıya tıklıyoruz. Bize şu şekilde bir adres veriyor:

http://rss.sciencedirect.com/publication/science/03069192

Bu adresi feedly internet sayfasında ADD CONTENT bağlantısına tıklayıp yapıştırıyoruz. (Bende sol alt köşede yer alıyor.) Hepsi bu kadar. Artık Food Policy’de her çıkan yayın bizim feedly adresimize gelecek. Şimdi yapmamız diğer dergileri veya internet sayfalarını feedly adresimize eklemek…

Bu arada telefon uygulaması da var feedly sayfasının. Böylelikle telefondan da çok kolay bir şekilde güncel literatürü takip edebilirsiniz..

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Tarım Politikası Uygulama Dersi 2019

Bu yazı 2018-2019 Bahar Yarıyılında Ankara Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nde verilen Tarım Politikası Uygulama Dersi ile ilgilidir. Zamanla güncelenecektir.

İlk uygulama: Okuma Parçası

Uygulama Ders Notu

Sayfa Hakkında kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Kapanış Sorunu

Lisans öğrencisiyim. Her dönem 2 vize ve 1 final olmak üzere 3 adet sınav dönemim var. Arkadaşlar arasında rekabet yüksek. O yüzden sıkı bir şekilde bu sınav dönemlerine hazırlanıyoruz. Aynı zamanda çalışmaktan da ilk defa keyif almaya başlıyorum. Muhtemelen final dönemindeyiz. Şanlıurfa bizi hava sıcaklığı ile şaşırtmaya ve daha ne kadar sıcak olabilir diye düşündürmeye devam ediyor. Yurtta şu an ismini hatırlayamadığım bir sınava yoğun bir şekilde hazırlanıyorum. Sınav günü geliyor ve arkadaşlarla okula gidiyoruz. Sınıfa giriyoruz ve araştırma görevlisi hoca sınav kağıtlarını dağıtıyor. Her ne kadar sınav döneminde uyku düzenine dikkat etsem de, yine de yorgunluk ve uykusuzluk var. Hoca sınav kağıdını veriyor ve her zamanki gibi soruları çözmeye başlamadan genel olarak neler sorulduğunu inceliyorum. Soruları inceledikten sonra kalemi bırakıyor ve 100 aldım diyorum. Sorularının tamamını bildiğimi fark ediyorum. İşte o an yazmak gelmiyor içimden. Bir türlü soruları çözmeye başlayamıyorum. İşin aslı sınavı cevaplamaya karşı bütün hissim gidiyor. Ama çelişkili bir durum var. Hocanın beni değerlendirmesi bildiğim ile değil, sınav kağıdına yazdıklarım ile ölçülüyor. Biraz daha bekledikten sonra, ne yapalım, mecbur soruları cevaplayacağız diyorum ve soruları çözüyorum. Şu an hatırlamasam da, muhtemelen yüksek not aldığımdan eminim. Ancak geriye kalan hayatım boyunca başıma bela olacak bir sorunla ilk defa yüzdeşleştiğimi de  fark ediyorum.

Bilimsel araştırma yapmanın en önemli adımı öğrendiğimiz bilgileri paylaşmak. Bu paylaşımın en yaygın yolu ise uluslararası arası saygın dergilerde yayın yapmak. Ancak benim şöyle bir sorunum olduğunu fark ediyorum. Yeni bir konuyu öğrendiğim de konuyu araştırma haline getirmek pek hevesle yaptığım bir davranış değil. Ben zaten öğreneceğimi öğrendim, şimdi yeni bir şeyler öğrenmek için yeni alana geçmem lazım diye düşünüyorum. Bu mantık ciddi sorunlar yaratıyor. Bir araştırmanın saygın dergilerde yayımlanabilmesi için, ciddi düzeyde yoğunlaşma ve konunun derinlenmesine incelenmesi gerekiyor. Öğrendiğim konudan sonra başka bir konuya geçtiğim zaman bütün konular yüzeysel kalıyorlar. Öğrenme ile yayımlama konusu birbiriyle çelişiyor. Zaman içerisinde çalışmalarından saygı duyduğum arkadaşların yayınlarına bakıyorum. Bu arkadaşlarım belirli bir konuda uzun dönem çalışmışlar. Konunun farklı yönlerini incelemişler. Mevcut araştırmalarını geliştirmişler ve sonucunda saygın yerlerde yayınlar yapabilmişler. Benzer sürede benim yaptığım ise birbirinden oldukça uzak alanlarda yeni bir çok bilgi edinmek olmuş ve tabi ki yayın sayısı olarak da onlardan geri kalmışım. Ama sen de birçok şey öğrenmişsin, ilerde faydasını görürsün denilebilir. Ancak günümüz bilim camiası böyle bir yaklaşımı pek tolere etmiyor. Yayın varsa varsın, yoksa ne bilirsen bil, ne kadar farklı alanda çalışırsan çalış pek önemli olmuyor. Bilim camiası (muhtemelen haklı da olarak) bize ne öğrendiğini değil, bize ne yaptığını göster diyor. Şimdi sürecin başındayız, yaklaşımımızın (öğrenmeye odaklanıp, yayına odaklanmamak) eksi yönlerini görüyoruz.

Bilim insanları olarak öğrenmek için öğrenmek değil, öğrendiğimizi geliştirmekle ve topluma yaymakla yükümlüyüz. Bir makaleyi keyif için okumuyoruz, o makaleyi nasıl kullanabilir, eleştirebilir ve geliştirebilir diye okuyoruz. Bu çelişkiyi nasıl düzelteceğiz konusu cevaplanması zor bir soru. Ancak en azından çalışma yaklaşımı olarak çeşitli değişikliklere gitmemiz gerektiği kesin. Konular arası geçiş konusunda dikkatli olmak, ne zaman nereye kadar derine ineceğimizi tespit etmek ve nerede bırakacağımızı iyi bilmek gerekiyor.

Yazıyı üst kısımda anlattığım hikaye ile bitirmek istiyorum. Sınav esnasında her ne kadar soruları cevaplamaya ilgimi kaybetsem de o sınavdaki soruları cevaplıyorum ve o sınav sonucuna göre ilerideki başarılarımı elde edebiliyorum. Şuana kadar sahip olduğum bir çok şey o sınavdaki soruları cevaplama sayesinde oluyor. Soruları bilmemden ziyade, o soruları bildiğimi gösterebilmem işin asıl noktasını oluşturuyor. Özellikle bilimde sadece bildiğimi göstermek değil, bildiğimi geliştirmem de bekleniyor. Böylelikle mevcut çalışma yaklaşımımda bir değişikliğe gitmem gerektiği kesinleşiyor.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Başarısızlık

[konudışı]
Çok çeşitli sebepler nedeniyle bu blog sayfasını ihmal ettiğimi düşünüyorum. Aslında uzun uzun yazmaya çalıştığımız ve bir türlü fırsat bulamadığımız için ihmal ediyor olabilirim. Muhtemelen daha kısa ve öz konulara odaklanmakta fayda var.
[/konudışı]

Yeni bir döneme başlarken geçtiğimiz iki yılı değerlendirmek istiyorum. Aslında bu dönemi genel olarak bir başarısızlık dönemi olarak tanımlayabilirim. Başka türlü de tanımlanabilir tabi ki (öğrenme süreci, deneme dönemi vs.). Ancak şimdilik başarısızlık diyelim, ileride bu başarısızlıkların üzerinden gelirsem o zaman evet güzel şeyler öğrenmişiz iyi ki başarısız olmuşuz diyebilirim. Bu yazıda ne kadar başarısız olduğumu tespit etmek istiyorum.

Başarısızlık sayılarım:

  • 1 araştırma ekibi kuralım dedik. Güzel bir eğitim hazırlık dönemi geçirdik. Ancak daha sonra (evet kısa bir süre sonra) ekip dağıldı.
  • 1 araştırmamız gönderdiğimiz tüm dergilerin tamamından ret aldı.
  • 2 araştırmamız uluslararası kongrelerden ret aldı.
  • 1 proje önerimiz 2 sefer TÜBİTAK proje desteklerinden ret aldı.
  • 2 proje önerimiz BAP proje desteklerinden ret aldı.
  • 1  proje önerimiz Etik Kurul’dan ret aldı.
  • 1 araştırmamız gönderdiğimiz tüm dergilerin tamamından ret aldı.
  • 1 araştırmamız şu an da tıkandı.
  • 3 adet post-doc ve benzeri pozisyonlardan ret aldık.
  • ve muhtemelen sayısı 100’leri bulan e-postalar aracılığıyla çok çeşitli sebeplerle iletişim kurduğumuz araştırmacıların ret veya hiç cevap gelmemesi durumu oldu.

Bu 2 yılda başarısız olmanın nedenleri ve sorumluluğu ve nasıl düzeltebileceği ile ilgili birkaç tespitte de bulunmak istiyorum, ancak bir yandan da gerçekten bu tespitlerin önemli olup olmayacağı, artık işin işten geçtiğini, önümüze bakalım şeklinde de düşünmüyor değilim.

Şimdilik yazıyı bu şekilde noktalayım. Umarım ileride başarısızlığın nedenlerini ve başarıları da yazarım. O değil de güzel başarısız olmuşum : )

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Tarım Politikası Uygulama Dersi 2018

Ders İçeriği

Uygulama Ders Notu

Ödevler

Ders kategorisine gönderildi | Yorum yapın

13. Ulusal Tarım Ekonomisi Kongresi

Her iki yılda bir düzenlenen ve Türkiye tarım ekonomisi camiasının çalışmalarının tartışıldığı Ulusal Tarım Ekonomisi Kongresi’nin 13.sü bu yıl Kahramanmaraş’da düzenlenecektir. Kongre ile ilgili önemli tarihler şu şekildedir:

Bildiri özet gönderimi 1 Şubat-1 Mart 2018
Bildiri kabul tarihi 15 Mart 2018
Erken kayıt tarihi 25 Nisan 2018

Daha ayrıntılı bilgi için kongre internet sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Kongre kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Deneylerimize Katılın

Deney kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Makale Neden Reddedildi?

Araştırmacılar olarak bizim için en önemli konulardan birisi araştırma makalelerimizin kendi alanlarımızda saygın dergilerde yayımlanması. Ancak bu dergilerde kabul oranı oldukça düşük (rakamlar dergi özelinde değişse de, dergilere gelen makalelerin yaklaşık %90’ının  [evet yüzden doksan] ret edilmesi olası bir durum).

Editörlerin bir makaleyi neden ret ettikleri ile ilgili birçok yazı var (birçoğu da editörler tarafından yazılmış) (ilgi duyanlara bu yazıları gönderebilirim). Ben bu yazıda bir araştırmamızın 10 dergiden ret alması (evet on dergi) sonucunda elde ettiğim tecrübelere dair birkaç bilgi vermek istiyorum. Alt kısımda yer alan noktaların tek bir araştırma özeli dışında birçok araştırma için geçerli olduğunu düşünüyorum.

Makalenin ret edilmesini başlıca konu, yöntem ve dil olarak üç kısımda özetlemek istiyorum.

A) Konu

Öncelikle olarak bir araştırmanın bilime katkı sağlaması gerekiyor. Bu kavram oldukça basit görünüyor. Ama bu durum kolay bir şekilde elde edilemiyor. Araştırılan konunun iyi bir şekilde bilinmesi gerekiyor (literatüre hâkimiyet). Ardından yapılan araştırma bu literatüre göre yeni bir şey söylemeli. Araştırma konusu bu yenilik noktasında önem kazanıyor. Öyle bir konu olmalı ki, literatüre sağladığı yeni bulgular ile ufak bir katkı sağlasın. Ancak burada konunun katkı sağlaması bazı durumlar da yazarın yazım kabiliyeti ile olabiliyor. O yüzden bilimsel araştırmanın aslında bir hikâye anlatmak olduğu vurgulanıyor.

[Bizim araştırmamız özelinde aslında konu oldukça ilginçti. Bunu sadece biz düşünmüyorduk. Dergi editör ve hakemleri de konuyu ilginç ve önemli bulmuşlardı. Ancak araştırma başında bizim dikkate almadığımız bir nokta vardı ve sürekli bu nokta farklı editör ve hakemler tarafından bize hatırlatıldı. Maalesef bize söylenilen “şu konuyu dikkate almamışınız” noktasının araştırmanın son aşamasında dikkate alınması mümkün değildi.]

B) Yöntem

Yöntem açısından özellikle bizim alanımızda en önemli noktalardan birisi “nedensellik” ilişkisi. Bu yüzden basit bir araştırma sorusunu cevaplarken kullandığımız yöntem bir ilişki mi gösteriyor, yoksa iki değişken arasında nedensellik ilişkisini mi açıklıyor. Bu nedensellik noktası uygun yöntemin seçilmesinde dikkat edilmesi ve kullanılan yöntemin sınırlarının bilinerek ona göre yorum yapılması açısından önem taşıyor.

[Bizim araştırmamız özelinde yöntem konusu biraz sorunluydu. İki değişken arasında ilişki kurduğumuz araştırma da, nedensellik varmış gibi bir dil kullanmıştık. Her ne kadar bu durum dil ile ilgili olsa da, aslında bir bakıma kullanılan yönteme yeterince hakim olunmamaktan kaynaklanabiliyor. Tabi kendimize haksızlık yapmayım, seçtiğimiz konuda araştırdığımız araştırma sorusu bizi bazı yöntemleri (araştırma yaklaşımı diyebiliriz) seçmeye zorlamıştı. Kısaca evet hocam biz de biliyoruz araştırma yaklaşımı en iyi seçenek değil, ama bu araştırma sorusuna bu yöntem en iyi ikinci seçenek.]

C) Dil

Çok yüksek ihtimalle (kesin diyebiliriz) alanınızdaki saygın dergilerin dili İngilizce. Bizim gibi ana dili İngilizce olmayanlar için bu durum sorun yaratabiliyor. Basit kelime ve harf hataları editör ve hakemler gözünde özensiz bir şekilde araştırma yapılmış izlenime yol açabiliyor. Aslında makalenin dilini dil bilgisi açısından inceleyen birçok kurum var. Hatta birçok derginin de belirli bir ücret karşılığında (bence çok ucuz değil) bu hizmeti verdiğini biliyoruz. Maalesef bu hizmetler bazı durumlarda yeterli olmuyor. Ek olarak dil ile ilgili belirtmek istediğim belirsiz kavramlardan kaçınılması. Araştırmamızın dili açısından sorun sadece İngilizce’den kaynaklanmıyor. Bazı kavramlar herhangi bir manaya gelmeyebiliyor. Örneğin “araştırılması gerekli” “bulgular beklenmedik” “sonuçlarımız çok önemli” “diğer bölgeler için geçerli” gibi kelime gruplarının altının doldurulması gerekiyor. Bulgularımız beklenmedik denildiğinde kime göre neye göre beklenmedik sorusu karşımıza çıkıyor.

[Bizim araştırmamızda da dil konu hem bilimsel dil açısından hem de İngilizce açısından sorunlar içeriyordu. Hangi çalışma içermiyor ki :). Yazıma ayırdığımız zamandan daha fazlasını yazımı düzeltmek için ayırmalıyız. ]

Not: bu arada 10 dergiden ret alan araştırmaya ne mi oldu? Çalışmamızın eksiklerini kabul ettik, geliştirdik ve çok değerli editör ile hakem önerilerini dikkate alıp yeniden araştırmamızı yapacağız. İşte o zaman kabul edileceğini düşünüyorum (veya umuyorum).

Araştırma Teknikleri kategorisine gönderildi | Yorum yapın